Bir umudun dili, Esperanto

Esperanto öğrendiğimi söyleyince, insanlar çoğunlukla şu soruyu soruyor: “Esperanto hangi millete ait?” Cevabım üç aşağı beş yukarı şöyle oluyor: “Esperanto herhangi bir millete ait değil, tüm insanlığa ait.” Bu cevabın kendisi bile beni fazlasıyla mutlu ve memnun ediyor.

Bir İngilizce öğretmeni olarak, Esperanto’yu benim için cazip kılan şey tarafsızlığı. Esperanto hiçbir millete ait olmadığı için, herkesin yabancı dili ve herkese eşit mesafede. Böylece, İngilizce gibi dillerde yaşadığımız kültür emperyalizmi sorunu Esperanto’da yok. Bu arada, anadili Esperanto olan insanlar da var.

L.L. Zamenhof’un 1887 senesinde insanlığa armağan ettiği Esperanto, büyük insanlık ailesini binlerce parçaya bölen dil duvarını yok etmeyi amaçlıyor. Esperanto’nun amacının, tüm insanların anadillerini bırakıp sadece Esperanto konuşması olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Esperanto, tüm insanların rahatça öğreneceği ve kullanacağı bir ikinci dil olmayı hedefliyor.

Yıllar yıllar önce Zamenhof’un ortaya koyduğu bu hayali şu anda milyonlarca insan paylaşıyor. Dil doğal olarak, bir canlı varlık gibi yıllar geçtikçe değişiyor ve zenginleşiyor. Tabii, Esperanto’nun diğer dillere göre en büyük üstünlüğü olan, dilbilgisi kurallarının sabit ve istisnasız olması özelliği asla değişmiyor.

Özellikle son yıllarda internetin yaygınlaşması ile tüm dünyada Esperanto öğrenenler çoğalıyor. Bu arada, Esperanto’nun bir başka güzel yönü ise kısa sürede, tek başına, para harcamadan öğrenebileceğiniz bir dil olması.

Esperanto öğrenmek isteyenlere Facebook’taki “Esperanto Türkiye” grubuna üye olmalarını öneriyorum. Türkiyeli Esperantistler size ihtiyacınız olan tüm yardımı ve kaynakları seve seve sağlayacaktır.

Tüm dünyadaki okullarda, öğrencilere sadece bir yıl boyunca Esperanto öğretilmesinin bile dünyadaki yabancı dil sorununun büyük oranda çözülmesini sağlayacağını düşünüyorum. Çünkü bir yıllık bir Esperanto eğitimi sonunda, öğrencilerin kolayca orta seviyeye ulaşacağını ve kendini ifade etmeyi başlayabileceğine inanıyorum. Bu şekilde, yabancı dil öğrenimi için harcanan hem vakitten hem de paradan tasarruf edebileceğimiz fikrine sahibim.

Son olarak, 15 Aralık 2018’de İstanbul’da gerçekleştirdiğimiz “1. Türkiye Esperanto Toplantısı” hakkında bilgi vermek istiyorum. 15 Aralık, tüm dünyadaki Esperantistler için önemli bir gün, çünkü L.L. Zamenhof’un doğum günü. Toplantı da hem Türkçe hem de Esperanto dilinde sunumlar yapıldı. Vasil Kadifeli, Ege Madra, Fatma Erdoğan, Can Zamur ve Murat Özdizdar sunum yapan isimlerdi. Ben de toplantıda, nasıl Esperanto öğrendiğime dair, Esperanto dilinde kısa bir sunum yaptım. Emeği geçen herkese bir kez daha teşekkür ederim. Eğlenceli ve faydalı bir toplantıydı. Bir sonraki toplantıyı şimdiden heyecanla bekliyorum.

Ruhşen Doğan NAR

Yazının içinde yer aldığı “Parentez İçi Fanzin” dergisini indirmek için:
http://fanzinapartmani.com/buradayim-ve-sizi-duyuyorum-pazantez-ici-fanzin-7-sayi-pdfli/






Advertisements

Respondi

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Ŝanĝi )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Ŝanĝi )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Ŝanĝi )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Ŝanĝi )

Connecting to %s

%d bloggers like this: