Category Archives: Novaĵo / Haber

Seçimler ve Esperanto – Elektoj kaj Esperanto

Karar yazisi

Internet gazetesi “Karar“da yazar Ziyahan Albeniz‘in Esperanto hakkındaki “Seçimler ve Esperanto” başlıklı yazısı yayınlandı. “Seçimler” kelimesi geçmesinden dolayı yazının siyasi bir yazı olduğu algılanmasın. Yazıya aşağıdaki link’ten ulaşabilirsiniz:

http://www.karar.com/yazarlar/ziyahan-albeniz/secimler-ve-esperanto-6916

——–

En la reta gazeto “Karar” aperis artikolo titolita “Elektoj kaj Esperanto” pri Esperanto de Ziyahan Albeniz. Ĉar en la titolo estas la vorto “Elektoj” oni ne pensu, ke la artikolo temas pri politiko. Vi povas legi la artikolon (en turka lingvo kompreneble) pere de la jena ligilo:

http://www.karar.com/yazarlar/ziyahan-albeniz/secimler-ve-esperanto-6916

Advertisements

Esperanto dilini daha iyi anlayabilmek için

Aşağıdaki yazı  Esperanto konusunda yaptığım henüz yayınlanmamış bir söyleşiden alıntıdır.

Vasil Kadifeli

Esperanto scrabble

Esperanto nedir?

Esperanto uluslararası iletişim dili olması için (bugünkü İngilizce gibi) tasarlanmış mükemmel bir dildir. Tasarımında gözetilen amaç dilin çok kolay olması ve hızlı öğrenilebilmesidir. Bundan başka ne isteyebiliriz ki. Konuya daha fazla devam etmeden önce istereniz Türkiye’yi ve İngilizce öğrenim durumumuzu bir düşünün.

Esperanto dilinin dilbilgisini öğrenmekiçin 1-1.5 saat yeterlidir. Genel olarak 48 saatlik bir çalışma sonrasında Avrupa standardına göre dil öğreniminde B1 seviyesi başına gelebilir insan. Gençler genelde 15-20 saatlik bir öğretimden sonra konuşmaya başlarlar.  İsterseniz Lise sona gelmiş, ilkokul ikinci sınıftan beri İngilizce önrenen bir öğrencinin durumunu da düşünebilirsiniz.

Esperanto dili tasarlayan bir Polonya’lı göz doktorudur: Ludwik Lejzer Zamenhof. Üzerinde yıllarca çalışmış bu konuda. Beş altı dili çok iyi konuştuğunu 8-9 dil hakkında da bilgisi olduğunu biliyoruz. Zamenhof 1887 yılının 27 Temmuz günü ilk olarak Rusça dilinde “Unua Libro” (Birinci Kitap) dediğimiz broşürü ile dili zamanının önemli kişilerine tanıtmış. Tolstoy mesela bunlardan birisi, kendisi tam olarak bir esperantist olmamış ancak dili öğrenmiş ve “birinci haftanın sonunda konuşamasam da yazılanları gayet iyi anlamaya başladım” demiştir, sonradan Esperanto’ya her zaman destek vermiştir.

Unua Libro’nun diğer dil sürümleri de bunun ardından hızla yayınlanıp o zamanın dünyasına Esperanto dilinin tanıtımı yapılmıştır.

Zamanında Esperanto dilinden şüphe duyanlar Zamenhof’un ve onunla birlikte başkalarının da değişik dillerden Esperanto’ya yaptığı tercümelerle dil hakkındaki fikirleri değiştirmeyi başarmış. Özellikle 1894 yılında Zamenhof’un çevirdiği Hamlet kitabını yayınladığında Esperanto hakkında fikirler tamamen değişmeye başladı. Hamlet edebiyat dünyasının ağır metilerinden biri olarak bilinir.

Esperanto’nun tarihçesine çok fazla girmeden konumuza devam edelim.

 

Esperanto üzerine düşünceleriniz nelerdir?

Esperanto son derece kolay bir dildir. Öğrenmesi ve kullanılması lego oyunu gibi olan bir dildir. Eskiden kitap okurken, roman mesela, İngilizce dilinin Türkçe’den daha iyi doluğunu düşünürdüm. İngilizce ile cümleler daha iyi sentezleniyordu bana göre. Esperanto’yu öğrendikten sonra bu dilin İngilizce’ye ne kadar üstün ve güçlü olduğunu gördüm.

Esperanto dünya dili olmak üzere tasarlanmış bir dildir. Dilin öğrenilmesinde ölçü olarak  zaman zaman kurslar düzenlediğimiz 100 sayfalık “Doğrudan Metod ile Esperanto” adlı Slovak yazar Stano Marĉek’in, içinde 22 ders olan ince bir kitapından yola çıkarsak şunları söyleyebiliriz:

  • Dilin tümünü bu kitabı dikkatlice çalışmanız durumunda öğrenebiliyorsunuz.
  • Yabancı dil öğrenmeye meyilli birisi veya bir yabancı dil bilen birisi bu kitaptaki her bir derse hakkı ile 2 saat harcasa toplam 44-48 saatte bu kitabı bitirebilir. Diğer kişiler için bu süre az daha fazladır.
  • Kişiden kişiye değişen dil öğrenme yeteneğini göz önüne alırsak en fazla 100 saatte bu dil öğrenilebilir.
  • Kelime haznesi küçüktür ve latin kökenli dillerden alınmış kök kelimelerden oluşmaktadır. Kelime haznesi küçük olsa da ön ve arka eklerle ve kök birleştirmelerle öğrenilen bir kökten duruma göre ortalamada 10 farklı kelime üretilebilmektedir. Yani Esperanto öğrenen birisi diğer dillerdekinin aksine belki 1/10 oranında yeni kelime ezberlemesi gerekmektedir. Dilbilgisinde ise istisnaları olmayan çok basit bir yapı vardır ve dediğim gibi 1-1.5 saat içinde dilbilgisi öğrenilebilir.

 

Bugün’e kadar Türkiye’de ve Dünya’da Esperanto ile ilgili açılımlar nelerdir?

Aslında bu konuda pek fazla bir şey yapılmış değildir desek yeridir. 1900 başlarında Birleşmiş milletlerde İran destekli bir öneri ile bu organizasyonun içinde iletişim dilinin Esperanto olması içim bir önerge verilmiş ama Fransızlar veto etmiş. O zamanlar uluslararası dil Fransızca idi çünkü. İkinci dünya savaşından sonra bunun yerini şimdi İngilizce almış durumda.

1954 Montevideo Uruguay’da yapılan Unesco toplantısında ülkelerin Esperanto’ya eğitimde önem vermeleri konusundan tavsiye kararı çıkmış ancak kimse buna pek kulak asmamış.

Bugün Esperanto’ya Doğu bloku ülkelerinde bir miktar önem verilmektedir. Mesela Macaristan’da yabancı dil seviyesi devlet eli ile bir organizasyon tarafından ölçülmektedir ve buna göre insanlar maaşlarından dil ödeneği almaktadırlar. Esperanto bu dillerden birisidir. Gene bazı ülkelerde Üniversite’de özellikle doktora diploması alabilmek için gerekli olan ikinci bir yabancı dil için Esperanto dili de kabul edilmektedir.

Amsterdam Üniversitesinde bir Esperanto kürsüsü vardır. Polonya Poznan’daki Adam Mickiewicz üniversitesinde lisansüstü seviyesinde Esperanto dilbilim programı vardır, hatta bizden bir hanım şu anda bu bölümde okumaktadır. San Marino’daki uluslararası AIS üniversitesinde doktora tezini içinde Esperanto dili de olan bir çok dilden birinde yazabilir savunabilirsiniz.

Brezilya’da Esperanto öğrenimi çok yaygın ama en dikkat çeken Çin’deki Esperanto’ya olan ilgidir. Uzakdoğu dillerini konuşanların bir batı dili öğrenmesi çok zordur, düşünün ki Çince’de L ve R harflerini ayırabilen kimse yoktur. Esperanto onlar için en kolay batı dilidir. Çin’de iki üniversitede Esperanto ile öğretim yapılan bölümler bulunmaktadır. Bir çok üniversitede Esperanto dil dersi seçmeli olarak mevcuttur. Ayrıca bir çok ilkokulda Esperanto eğitimi verilmektedir.

İngiltere’de Liverpool  Üniversitesindeki bir araştırmaya göre önce Esperanto öğrenen çocukların diğer dillere daha sonra çok kolay bir geçiş yaptıkları ve diğer dilleri çok hızlı öğrenebildikleri tespit edilmiştir. Düşünün, bugün Türkiye’de  ilkokul 2. sınıfta çocuklar İngilizce öğrenmeye başlıyorlar ancak lise son’dan mezun olanlar doğru dürüst bir cümle bile kuramamaktadırlar. Halbuki bir ya da iki sene (ilkokul 2. ve 3. Sınıfta mesela) bu çocuklara önce Esperanto dili öğretilse sonra diğer dillere geçseler çok başarılı yabancı dil bilen kişiler yetiştirmiş oluruz. Esperanto eğitimi yabancı dil öğrenmeye olan korkumuzu yenmemize çok yardımcı olan bir eğitimdir. Ayrıca dil basit olduğundan öğrenirken özellikle çocukların kafasında bir dil öğrenme metodolojisi oluşmaktadır. Bunlar en basiti İngilizce de olsa, dil öğrenirken oluşamayan şeylerdir.

Türkiye’de Esperanto neredeyse dilin geçmişi kadar eskidir. Daha 1905’lerde Esperanto ile ilgili bölük pörçğk de olsa bilgiler bulmaktayız literatürde. Bugüne kadar dört tane dernek kurulmuş olsa da bugün bir derneğimiz yoktur. Facebook sayfamız “Esperanto Türkiye” ve bu web sayfası etrafında gevşek şekilde organize olmuş bir grubuz.

 

Bir insan Esperanto dilini neden öğrenmeli?

Bence çocuklarımıza genç yaşta Esperanto dilini öğretmeliyiz. Araştırmalara göre özellikle 7-11 yaşları arasındaki çocukların  yabancı dil öğrenmeye en yatkın oldukları yaşlardır. Dolayısı ile bu erken yaşta Esperanto dili ile başlarsak, çocuklarımız daha sonra diğer dilleri çok daha kolay ve hızlı öğrenebilirler. İlk önce Esperanto öğretildiğinde öğrenciye sıkıntı vermeden dil öğrenme sevgisini aşılarız, öğrenci de dilin karmaşasına girmeden kendi kafasında bir dil öğrenme metodolojisi oluşturur. İngilizce, Fransızca, Almanca ile başlarsak dildeki istisnalar ve karmaşadan dolayı, öğrencide dil öğrenmeye karşı bir tavır oluşur. Matematik korkusu gibi, yabancı dil öğrenmeyi de istemez öğrenciler.

Esperanto öğrendiğimizde bir kaç ay içerisinde dünyanın her yanından insanlarla konuşmaya başlayabiliyor kişiler. İngilizce veya başka bir dilde bunu gerçekleştirmek çok zor bir şeydir.

Dünyanın her yanından arkadaşlar edinirse kişi, dünya hakkında vizyonu da değişir, hayata farklı şekilde bakmaya başlar.

Gençler bu dil ile dünyayı dolaşmaya başlayabilirler. Esperantistler arasında başka bir Esperantist’i misafir etmek gezdirmek bir gelenektir. Zamanında kişiler dili konuşacak pratik edecek bu tip bir yola yönelmişler bugün tabi Inyernet var bunun için. Bunun için Pasaporta Servo dediğimiz ve birisini misafir edecek kişilerin listesini veren bir kitap hatta web sayfası vardır.

Liseyi bitirsek de içimizden dilbilgisi öğrenebilen çok az sayıda kişi vardır. Üniversite’lerin ilk yılında öğrenciye tekrar Türkçe dersi verilmektedir çünkü insanlar doğru dürüst yazmasını öğrenmeden liseden mezun olmaktadırlar. Halbuki Esperanto basitliği ile bize bir dilin yapısını, dilbilgisini, öğelerini, özelliklerini hızlı şekilde, kafa karıştırmaksızın, detaylarda boğulmaksızın öğretir ve bunu diğer dillere de uygulamamızı sağlar. Bu şekilde daha doğru yazı yazmamızı öğretir.

Bunun ötesinde Esperanto çok güzel bir dildir, kısa sürede ve tam olarak öğrenilebildiğinden, onu öğrenmemek çok yazıktır. Hızlı şekilde çalışın, öğrenin ve aradan bunu çıkartın!

Bu dili öğrenmenin zaman kaybı değil tam tersi faydaları olduğunu göreceksiniz. Hem bugün nelere boşa zaman harcamıyoruz ki. Düşünün elimizde bir “akıllı” telefon butün gün boşa zaman harcamaktayız. Bu zamanda birazını Esperanto’ya ayırsak bir dil öğrenmiş oluruz.

Esperanto dili ayrıca insann hobisi de olabilir.

Daha başka bir çok şey sayabiliriz ancak tabi ki bunlar insanların dil öğrenme kapasitesine de bağlı olan şeylerdir.

 

Zaman içerisinde dünya’da bir çok yapay dil geliştirilmiş ve bu gelenek devam ediyor. Esperanto bunlardan farklı olarak ne yaptı?

Aslında ben “yapay dil” ifadesini pek sevmeyen birisiyim.

Yapay diller Sümerler’deki Emesal dilinden beri zaman zaman dünyada ortaya çıkmaktadırlar. Benim kanıma göre dillerin hepsi yapaydır, çünkü dil aslında iki kişi arasındaki bir anlaşmadır: “ben bu nesneye “masa” diyeceğim sen de öyle anla”. Ancak baştan bir tasarım yapılmadığından, “kervan yolda düzülür” mantığı ile gelişir bu diller ve sonunda ortaya bir karmaşa çıkar. Önce dil oluşur dilbilgisi kitapları sonradan yazılır. Dilbilimciler bu karmaşık dillere “doğal” deyip, tasarlanmış olanlara “yapay” diyerek  işin içinden çıkarlar, bir yerde küçümserler.

Doğal dillerde de dünyanın bir çok yerinde revizyonlar yapılmaktadır zaman zaman, dildeki karmaşaları atmak için çalışmalar yapılır, yeni kelimeler üretilmeye çalıılır vs. Türkiye’de bile bu tip bir çok çalışma mevcuttur. Bunlar da bir şekilde yapay dil geliştirme kapsamının en alt çalışmalarındandır.

İnsanlar yüzyıllar boyunca yapay diller oluşturmuş, bunlardan bazılarını da kullanmışlardır. Mesela “kreol” ve “pidgin” dediğimiz diller insan eli ile başka dillerden yaratılmış füzyon dillerdir ve bunlar gerçekte bugğn bazı yerlerde kullanılan dillerdir.

İnsanda 7-11 yaş dil öğrenme açısından çok önemli bir dönemdir. Gene bu dönemde farklı ana dili olan bir kaç çocuğu bir araya koyarsanız ortaya farklı bir dil çıkar. Çünkü iletişim ihtiyacı insanın içinde doğal olarak var olan bir reflekstir. Ve bu dil eğer daha sonra resmi olarak iletişim dili olarak kullanılmaya başlanırsa ortaya bir “pidgin” dili çıkmış olur. Bir sonraki neslin anadili olursa o zaman bu dile “kreol” dili denir. Hint okyanusu ve Pasifik’teki bazı adalarda bu tip diller oluşmuştur.

İbranice başka bir örnektir. Bu dil bazı din yazılarının dışında bir zamanlar tam olarak unutulmuş bir dil idi. Tarihsel olaylardan dolayı İbranice’nin yerini önce Aramice almış ardından din kitapları da bu dile çevrilmiş. Roma döneminde tamamen konuşulan bir dil olmaktan çıkmıştır. Yahudiler yaşadıkları yerlerdeki muhtelif dilleri konuşmaya başlamışlar. Bunlarda bazıları başka dilleri belki hatalı konuşmaları sonucu veya belki kendilerine uygun olarak değiştirip kullandıklarından ortaya farklı diller çıkmış. Mesela Yidiş dili Almanca ile bir zamanların İbranice’si arasında bir dildir. Ladino dili İspanyolcanın bir türevidir. Elde saf ibranice’den bir miktar yazılı metin kalmıştı ki İsrail’in kuruluşu aşamasında özellikle Elyezer Ben Yehuda’nın kişisel çabalarıyla İbranice tekrar bir konuşulan dili haline getirilmiştir. Bugün bu dilin gerçek ibranice mi yoksa ondan az da olsa farklı bir dil midir, tam olarak bilmiyoruz. Bu örnek de kanımca bir çeşit yapay dil çalışmasıdır.

Tam yapay diyebileceğimiz dillerden ise bugün en Başarılısı Esperanto dilidir. Volapük ve İdo yapay dillerden en fazla adı duyulmuş olanlardır.

Komik gelebilir ama Uzay Yolu dizisinden bildiğimiz Klingon’ca, ve Yüzüklerin Efendisi trilojisindeki Elf’çe de tasarlanmış dillerdendir ancak tabi ki yaygın bir kullanımları olmadığından tam diller değildirler, kelime hazneleri sığdır, dilbilgisi kurallarının tümü belli değildir. Gene de Internet’ten bu dilleri öğrenmek isteyenler için bolca kaynak bulunabilir. Duolingo’da Klingonca öğreten dersler başlamıştır.

Baleybelen (Bala-i Belen) dili Osmanlı’da yaratılmış bir yapay dildir. Maksat elit’lerin ve devlet büyüklerinin şifreli bir dili olmasıymış.

Bugün Türkiye’de bile son yıllarda bazı kişilerin amatörce de olsa geliştirilmiş olduğu benim bildiğim iki yapay dil var: Olesi ve Nomuli.

Esperanto ise tasarım olarak harika bir dil olması ve de kelime haznesi (kök’ler demek daha doru olur) temelde Romans dillerden oluşturulduğundan, örnek olarak kökler Fransızca, İspanyolca, İtalyanca, ayrıca İngilizce, Almanca, Rusça gibi dillerden ödünç alındığından herkes Esperanto’da kendisinin bildigi bir şeyler buluyor. Tabi ki ayrıca 1.5 saate sığan basit dilbilgisi, yapısı ve istisnalarının olmaması Esperanto’yu bugüne getirmiş olan gücüdür.

Dünya üzerinde iki milyon kişinin şöyle ya da böyle Esperanto konuştuğunu tahmin ediyoruz. Bu pek inanılmayan bir rakkamdır ancak son bir kaç yılda Duolingo’daki İngilizce’den ve İspanyolca’dan (bu ikincisi henüz beta sürümünde, ayrıca Portekizce’den öğreten üçüncü bir proje ise geliştirilmektedir) Esperanto öğreten kurslara baktığımızda zaten 1.5 mio’dan fazla kişi şu anda bu dili öğrenmektedir.

  

Dünya üzerindeki tüm bilgiler, kitaplar vs Esperanto dilinde olsa ve tüm insanlık bu dili bilseydi eğer, sizce Dünya nasıl bir yer olurdu?

Herşeyden önce şunu söylemek lazım: Esperanto dili anadilimizin yerine geçmeye çalışan bir dil değildir. UEA yani Uluslararası Esperanto Birliği’nin devlet olmamasına rağmen BM ve UNESCO içinde ofisleri vardır. Dil politikaları konusunda, UEA’nın sorumluları bu organizasyonlardaki toplantılara müdahil olarak katılmaktadırlar.

1954’te Uruguay Montevideo’daki toplantısında Unesco  tüm ülkelerin Esperanto’yu ciddi şekilde ele alıp bundan faydalanmaları gerektiğine dair, ancak bağlayıcı olmayan, bir karar aldı. Ancak bugüne kadar pek bir yol alınmadığı da kesin.

BM ve Unesco’nun politikaları paralelinde UEA da insanların ait oldukları yere göre ana-bölge-ülke dil(ler)inin öğretilmesi konusunda destek vermeye çalışmaktadır. Ancak uluslararası dil olarak, yakın tarihte Fransızca, şimdi ise İngilizce gibi taraflı ve emperyal diller değil, bunların yerine basit, öğrenilmesi kolay bir dilin yani Esperanto’nun kullanılması gerektiğini savunmaktadır. Unutmayalım bir insanın sahip olması gerken dört dil vardır (yaşadığı yere ve ait olduğu halka göre): Ana, Bölge, Ülke, Uluslararası dil.

Dolayısı ile kitaplar tabi ki her ülkenin kendi dilinde yazılıp yayınlanacak. Ancak uluslararası alana girecek özellikte olan yayınlar daha başlangıçta belki de yazarın kendisi tarafından Esperanto diline çevrilip dünyaya bu şekilde sunulması  sözkonusu olabilir. Bunun şu tip faydaları olacaktır:

  • Bir Türkün ingilizce öğrenmek için yıllarını harcayıp akademik dokümanlarını bu dile çevirmeye ve tezini bu dilde uluslararası alanda savunmaya çalışması yıllarla ölçülebilecek bir zaman kaybı demektir. Halbuki bir Amerikalı, bir İngiliz için bu zaman kaybı söz konusu değildir. Onlar herşeyi kendi dillerinde hazırlayıp savunuyorlar, üstelik dilleri hiç teklemeden yapıyorlar bunu. Bir de bizim ülkedeki İngilizce durumuna bakın!
  • Başka bir örnek verelim: Dünyada genelde romanlar önce İngilizce diline çevrilir, İngilizce konuşan ülkelerde ve başta Amerikan piyasasında bu kitap ilgi çekmezse genelde başka bir dile de çevrilmez. Örnek olarak bir Türk romanı edebiyat açısından çok önemli olsa da dünya edebiyatında ne yazık ki bu önemini daha baştan kaybetmiş olabiliyor. Halbuki uluslararası iletişim dili  Esperanto olsa ve önemli romanlar bu dile çevrilse,  hatta yazarı tarafından çevrilse, diğer dillere çevrilmesinde bir bariyer sözkonusu olmayacaktır.
  • Benzer ama farklı açıdanbakarsak bu meseleye, diyelim ki Vietnam’da liste başı olmuş bir roman var. Vietnam’ın tarihten gelen siyasi ilişkilerinden dolayı roman buyük ihtimalle önce Fransızca’ya çevrilecektir. Bunu belki Fransızcayı mükemmel bilmeyen bir Vietnamlı veya Vietnam dilini çok iyi bilmeyen bir Fransız tarafından yapılacaktır. Ardından bu roman dünya piyasasına girmek için büyük ihtimalle İngilizce’ye çevrilecektir. Türkçe’ye ise büyük ihtimalle İngilizce kopyasından çevrilecektir. Sizce bu romanın artık bir tadı kalmış mıdır? Suyunun suyunun suyu olmadı mı kitapta anlatılmak istenenler? Ruhunu kaybetmiş olmaz mı romanın içeriği? Dildeki orijinal yumuşaklığı yitirilmiş olmaz mı? Halbuki Esperanto uluslararası iletişim dili olsa tek bir adımda olacak tüm bu çeviriler. Hemen hemen orijinali kadar kaliteli bir Esperanto çevirisi ile dünyaya açılacak kitaplar, diğer dillere buradan tek bir adımda çevrilecek ve çeviri sürecinde bu tip kayıplar yaşanmayacaktır.

İngilizce gibi taraflı bir uluslararası dilin dil kullanılmasının bir sıkıntısı da bazı ülkelere (ABD, Kanada, İngiltere, Avustralya vs) onların olan bu dili öğrenmek için para ve kaynak transferi yapmaktayız. Bunun ardından da bu ülkelerden geriye bize geriye bir emperyalizm etkisi sözkonusudur. Güçlü orduları, güçlü ekonomik yapıları ile bu ülkelere ayrıca silah ve ticarette mecbur kalmaktayız.  Tüm bunların ardından kültür açısından da bir emperyalizm sözkonusudur, dillerini kullanmamız ve onlarla yaptığımız ticaret sayesinde onlardan kitap, film, müzik vs satın alıyoruz ve bir kültür emperyalizmine de maruz kalıyoruz. Bu tamamen bir kısır döngüdür. Ancak yukarıda sıraladığımız bu sıkıntılardan bazılarını elimine etmek için, Esperanto gibi bir uluslararası dil seçerek eşitlikte bir adım öteye geçebiliriz.

Eğer uluslararası dil Esperanto olsaydı, dünyada şimdi yarım yamalak da olsa İngilizce bilenlerden yüzlerce kat daha fazla ve daha düzgün Esperanto yani gerçek bir uluslararası iletişim dilini bilen insanlar olurdu. Dünyada uluslararası dili öğrenmek, bilmek gibi bir sıkıntı olmazdı. Türkiye’deki gibi ortalıkta dil kursu, dershane enkazları olmazdı. Bugün ilkokul 2’de başlayan İngilizce öğrenme serüveni lise sonda İngilizce bir cümle kurmasını bilmeyen mezunlar verilmezdi. Esperanto dili en fazla 100 saat icerisinde öğrenilebilir bir dildir, çocuklar en fazla ilk sene sonunda konuşmaya başlar, kolay seviyeden başlayarak  roman okumaya başlayabilirler, uluslar arası dili başarılı öğrenen ve kullanan kişiler yetiştirmiş olurduk. Bu İngilizce dilinde sadece bir hayaldır.

 

Esperantonun başarısı ortada ama hala yeni yapay dil çalışmaları oluyor. Bu uğraşlar sizce ne kadar verimli? Dilbilimciler esperanto üzerine yoğunlaşıp gelişmesine ve dile katkı sağlayan kültürel faaliyetleri çeşitlendirmeye faydalı olmaz mı?

Bu konuda söylenecek bazı şeyler var. Öncelikle AB’deki dil sorunundan bahsedeyim: AB bildiğiniz gibi çok sayıda dili barındıran bir topluluktur. Dillerin çoğu Hint Avrupa ailesinden oldukları için yapıları birbirlerine yakındır (bunların cümle yapısı SVO yani özne-fiil-nesne’dir). Ancak içinde Türkçe’nin de bulunduğu Ural Altay dil ailesinden diller de vardır mesela Macarca, Fince ve Estonca. Bu gruptaki diller eklemlemeli dillerdir, cinsiyet yoktur ve ayrıca cümle yapıları SOV yani özne-nesne-fiil’dir. Türkçe de bu ailedendir ve eklemlemeli bir dildir. Gelin görün ki Esperanto Hint Avrupa dillerinden kelime haznesi seçen bir dil olsa da, bir Ural Altay dili gibi eklemlemeleri bir dildir! İlginç tabi ki… dil haznesi daha çok romans dillerinden alınmış olmasına rağmen ve dilin cümle yapısı gene Hint Avrupa dillerine uygun olmasına rağmen, ekleri sayesinde kelime yapısı açısından Esperanto Türkçe diline daha çok benzemektedir. Cinsiyet de yoktur ve bir Ural Altay grubu dili gibidir.

Dilin yaratıcısı Zamenhof yıllar süren çalışmasında bu tip bir seçim yapmış. Yani alelade bir çalışma sonucu değil, uzun, ızdıraplı, derin ve hakkı verilmiş bir çalışma sonucu çıkmış ortaya Esperanto dili. Bu konuda  bir yazı vardı “Kiel eŭropanoj, ne estante turkoj, ne komprenas la strukturon de Esperanto” yani “Avrupalı olarak, Türk olmadığımızdan Esperanto’nun yapısını anlamıyoruz” diye. Bundan dolayı diyebiliriz ki Esperanto öyle şansa, çala kalem geliştirilmiş bir dil değildir. Bir sanat eseridir ve Esperanto’nun en önemli özelliklerinden birisi de budur.

AB içinde de aslında bir dil sorunu mevcuttur. AB parlamentosunda ve değişik organlarında yapılan toplantılarda İngilizce, Fransıca  ve sanırım Almanca dilleri kullanılıyor ve anında tercümanlar ile konferanslar gerçekleşiyor. Ancak ortaya çıkan tutanakların ve dokümanların hepsi Avrupa’daki tüm diğer dillere çevriliyor. Yani Macar dokümanları Macarca olarak, Portekizli de Portekizce dilinde istiyor. Bu konuda da binlerce tercüman çalışıyor ve yılda milyonlarca euro harcanıyor. Bir aralık bu durum sona ersin herşey bir kaç dilde olsun diye bir teklif vardı ama tüm ülkeler bunu red etti. Sanırım dil konusunda insanlar çok tutucu oluyorlar ve de bu konuda haklılar.  Bir tarih’te de Alman bir AB parlamenteri herşeyin sadece İngilizce üzerinden yapılmasını teklif eden bir tasarı vermişti ama tabi ki bu da gerçekleşmedi. Düşünün ki Brexit’ten sonra AB’de İngilizce artık resmi dil olmaktan çıkacak. İngiltere dışında AB’de ingilizce kullanan iki ğlke var: İrlanda anadilleri olmasa da resmi olarak İngilizce dilini kullanıyor ve Malta’da ise İngilizce neredeyse anadil durumunda. Ancak bu ülkeler AB’ye girdiklerinde İngilizce zaten resmi dil statüsünde idi dolayısı ile İrlanda İrlandaca’yı Malta da Maltaca’yı ekletti AB’ye. Gördüğünüz gibi herkes kendi dilini ön plana çıkartmaya çalışıyor. Din-dil-ırk meselesi her zaman her yerde ön planda oluyor.

2005 yılında İsviçreden François Grin bir rapor hazırladı ve dilleri az kullanılan ülkelerin aslında dilleri çok kullanılan ülkelere bir ödeme yaptıklarını ve bu konuda da onlara bir çeşit geri ödeme yapılması gerektiğini belirtmişti. Türkiye’nin ödediği paraları bir düşünün ! Ve de sonucun ne durumda olduğunu da. ABD’li siyaset bilimcisi ve aynı zamanda esperantist de olan Jonathan Pool bu konuda bazı önerilerde bulunmuştu, daha sonra başkaları bunun üzerine kendi fikirlerini yazdılar vs . Tabi ki bir sonuca ulaşılmadı. Çünkü dilleri uluslararası dil olarak kullanılan  ülkeler elde ettikleri avantajları kaybetmek istemiyorlar.

Bugün AB’de ortak bir dilin seçilmesi konusunda bir baskı sözkonusu. Esperanto bu konu için çokça önerilmiş bir dil. Change.org gibi platformlarda sürekli imza kampanyaları yapılıyor. Ancak kimse geri adım atmıyor. Güçlüler konuyu kendi taraflarında tutmaya çalışıyorlar. Diğerleri ise Esperanto’yu tanımadıklarından ona hor baktıklarından bunlara bir değer vermiyorlar.

Diğer yapay dilleri pek bir etkileri olmadığından bir kenara bırakalım, Esperanto’ya en çok karşı duran kişiler aslında politikacılar ve dilbilimcilerdir. Bir şey yapılacaksa önce onlardan başlamak lazım, onları ikna etmek lazım çünkü Esperanto’yu en çok onlar engellemektedirler.

Bazı kişiler Esperanto’nun kelime haznesinin dar olduğunu söylerler ve uluslararası misyon için uygun bir dil olmadığını ifade ederler. Genelde bilmeden tanımadan söylenen laflardır bunlar. Espranto dilini yeni öğrenmeye başlayan kişiler ilk olarak dilde kaç kelime olduğunu sorarlar. Biraz dili öğrendikten sonra da genelde dili revize etmek isterler. Başka bir dilde bunu düşünemezler bile çünkü revizyon önermek için bir dili çok iyi öğrenmek lazımdır ve bu başka dillerde yıllar almaktadır. Esperanto ise bir kaç ay içerisinde her yönü ile öğrenilebilmektedir.

Esperanto’nun dil haznesi az da olsa 40’a yakın ön ve arka ekler, ve kelime birleştirme dediğimiz özellik ile aslında çok büyük bir kelime haznesine sahiptir. Mesela Esperanto’da sadece “sağ” kelimesi bulunur: “dekstra”, sol diyebilmek için kelimenin zıt anlamlısını oluşturan “mal-“ ön eki kullanılır “maldekstra”. Gene sadece “kapamak” fiili vardır “fermi” açmak için aynı ön ek kullanılır “malfermi”. Şimdiden iki kelime ve bir ek öğrendiniz ama aslında iki değil dört kelimeyi öğrendiniz bile. Esperanto’da “ŝafo” yani koyun kelimesini öğrendiğinizde aslında son ekler sayesinde birden fazla kelime türetmesini öğreniyorsunuz. “ŝaf-isto” çoban, “ŝaf-aro” koyun sürüsü, “ŝaf-ejo” ağıl, “ŝaf-ido” kuzu,  “ŝaf-aĵo” koyun etinden yapılan yemek gibi kelimeleri hemen öğrenmiş oluyorsunuz ve bu ekleri inek için, at için, ağaç için öğrenci için, kitap için kullanıp anında yüzlerce kelime öğrenmiş oluyorsunuz.

Tabi Esperanto’ya bir de İngilizce konuşan milletlerden gelen tepkiler de var. Bir örnek olarak wikipedia’da Esperanto hakkında bir bilgi vermeye kalktığınızda. İngilizce wikipediasında makaleler çok fazla kalıcı olmuyor değişik sebepler öne sürülerek makaleler silinebiliyor. Türkçe wikipedia’da da yazdığım bir makale bu tip saldırıya uğradı bir keresinde. Bir keresinde önce Türkçe öğrenin Esperanto’yu ne yapacaksınız gibi tepkiler aldım. İngilizce’ye karşı bunu söyleyen çıkmıyor.

Esperanto’nun kendi wikipediası bir çok ülkenin wikipediasından daha çok makale barındırıyor. www.wikipedia.org sayfasından bakarsanız Esperanto 100,000’den fazla makale içeren diller grubunda bulunuyor. Bu dilde Türkçe, Sırpça, Yunanca, İbranice, Macarca, Hırvatça, Portekizce, Fince vs gibi diller var.  Az önce baktım makale sayılarına (mart 2018) :

145.372 Yunanca
188.032 Hırvatça
222.729 İbranice
236.493 Danca
245.899 Esperanto
307.685 Türkçe

1985-1990 yılları arasında Hollanda’da DLT (distributed language translation) adı ile bir proje başlamıştı. Burada amaç ortada Esperanto dilinin olduğu iki yanda ise iki ayrı dilin (ve daha fazla) olduğu bir yapı kurmak ve Esperanto dilini köprü dil olarak kullanmak idi. Bu iş için Esperanto’nun seçilmiş olması aslında bu dilin basit ve istisnasız yapısından dolayı tercüman yazılımlarında çok işe yaraması idi. Ancak proje bazı sebeplerden dolayı baştan başarılı olamadı.

Bir çok tercüme yazılım bugün Esperanto dilini de kapsamaktadır. Google Translate 2012 den beri (benim dili öğrendiğim yıldan beri) var.

Esperanto ilerleyip bir AB dili veya İngilizce’nin yerine bir uluslararası dil olacak mı? Bunu bilemiyoruz. Bana göre en büyük aday Esperanto. Ancak bunun engelleyecek en önemli şey kanımca tercüme yazılımlarından gelecek. Şu anda bunlar çok başarılı değiller ancak hızla gelişiyorlar. Yakında herkes elinde bir tercüme makinası ile dolaşırsa şaşırmayalım. Gene de bu ne kadar etkili olacak bekleyip görmek lazım.

 

 

BookBox hikayeleri ile Esperanto Öğrenin

BookBox.com çocuklar için seslendirilmiş ve altyazı eklenmiş hikaye çizgi dizileri hazırlamakta bunların kitaplarını da satmaktadır. Bu hikayelerin bazıları Esperanto diline de çevrilmiş ve youtube’da yayınlanmıştır. Zaman zaman bu hikayelere yenileri de ekleniyor. Aşağıdaki link’ten bu videolara bulaşabilirsiniz. Sayfa’da iki playlist var ama videolar örtüşüyor:

https://www.youtube.com/channel/UC-IScZkMCIr3FWQvivClopg/playlists

bookbox

Pasporto al la Tuta Mondo

EALTM1

Pasporto al la Tuta Mondo” video dizisi 2002 yılında Kuzey Amerika Esperanto Birliği için kurs olarak hazırlanmış. Toplam 15 bölümden oluşur ve acaip bir ailede geçen olayları anlatır. Bonvolo ailesi Esperanto dünyasında bugün de kullanılmakta olan “Pasporta Servo” adlı ücretsiz seyahat etme imkanına üyedir ve evine başka ülkelerden esperantistler misafir etmektedir. Aile ayrıca bir turist enformasyon bürosu işletmektedir. Günün birinde Yeni Zelanda’dan bir Esperantist bu imkan sayesinde misafir olarak gelir ve işler karışır.

Başta filmler saçma gelmesine rağmen sonradan çok yoğun bir Esperanto bilgisi içerir ve takip etmesi zorlaşır. Bu sayfanın sonunda videoların youtube’daki bağlantıları vardır. 16. böşüm aslında hikayenin çekim olaylarını ve nasıl çekildiğini anlatır, ve çoğunlukla İngilizce dilindedir. Videoların ilk dördünde Esperanto altyazılar mevcuttur. İlk bölümde altyazılar videonun üzerine kazınmış, 2., 3., ve 4. bölümde sizin açmanız gerekmektedir. Sonraki bölümlerde altyazı yoktur.

EALTM2Ancak bu bağlantıdan veya yandaki resmin üzerine tıklayarak videoların konuşma metinlerini indirebilir, çalışabilir ve izleyebilirsiniz. Dosya tam 154 sayfadır ve sonunda videolar için oldukça yeterli bir Esperanto-Türkçe sözlük ilave edilmiştir. Önce videoyu izleyin, sonra metni çalışın bilmediğiniz kelimeleri bulun not edin, ardından video’yu bir kere daha izleyin. Videolarda oldukça yoğun bir Esperanto konuşması vardır ve anlaşılması o kadar da kolay değildir, ciddi bir çalışma gerektirir.

Video listesi:

Pasporto al la tuta mondo 1
https://www.youtube.com/watch?v=OquSnGAKYGc
Pasporto al la tuta mondo 2
https://www.youtube.com/watch?v=7BHZdq2A5lM
Pasporto al la tuta mondo 3
https://www.youtube.com/watch?v=DAhb9Zej93o
Pasporto al la tuta mondo 4
https://www.youtube.com/watch?v=raq3A0WSS1U
Pasporto al la tuta mondo 5
https://www.youtube.com/watch?v=iRFNEdVkXcg
Pasporto al la tuta mondo 6
https://www.youtube.com/watch?v=8o5oH1zaj_M
Pasporto al la tuta mondo 7
https://www.youtube.com/watch?v=7M95i0pN66o
Pasporto al la tuta mondo 8
https://www.youtube.com/watch?v=erfCfwjHco8
Pasporto al la tuta mondo 9
https://www.youtube.com/watch?v=wcJ4C9P7u00
Pasporto al la tuta mondo 10
https://www.youtube.com/watch?v=1oWmSY38mUo
Pasporto al la tuta mondo 11
https://www.youtube.com/watch?v=unnDQijvVjI
Pasporto al la tuta mondo 12
https://www.youtube.com/watch?v=zUXkh4goHvc
Pasporto al la tuta mondo 13
https://www.youtube.com/watch?v=QusvdgPQvwQ
Pasporto al la tuta mondo 14
https://www.youtube.com/watch?v=00XI4N2YvZs
Pasporto al la tuta mondo 15
https://www.youtube.com/watch?v=pVDS89uIaWY
Pasporto al la tuta mondo 16
https://www.youtube.com/watch?v=vOnh09gXBuU

Mazi en Gondolando

Mazi en Gondolando 1986 yılında BBC tarafından İngilizce öğretmek üzere geliştirilmiş bir çizgi dizi filmdir. Orijinal adı “Muzzy in Gondoland”dır. Çizgi dizi 2012 yılında Esperanto öğretmek üzere Roman Dobrzyński tarafından Esperanto diline adapte edilmiştir. Bir çok dile çevrilmiş Mazi dizisi aslında en iyi şekilde, grameri basit ve düzenli olan Esperanto dilini öğretmektedir.

Mazi en Gondolando

Saat yiyen bir yeşil uzaylı yaratığın Gondolando adlı ülkeyi ziyaret etmesini ve oradaki maceralarını anlatan bu dizi 12 bölümden meydana gelmektedir:

  1. İlk altı bölümü “Mazi en Gondolando”.
  2. Sonraki beş bölüm “Mazi revenas al Gondolando”.
  3. Son bölümde ise yaşlı bir hanım “La Mistera Planto” hikayesini okumaktadır.

Altyazılı olan bu videolar başta çok basit iken sonradan çok zorlaşmaktadır. Dolayısı ile bir bölümü seyretmeden ve seyrettikten sonra dizinin metinlerine ihtiyaç vardır. Bu metinleri için şu iki dosyayı inderebilirsiniz:

  1. İlk bölümün metnini indirme için buraya tıklayabilirsiniz.
  2. İkinci ve üçüncü bölümlerin metni için buraya tıklayabilirsiniz.

Biraz Esperanto öğrenmiş kişiler için uygun olan bu dizinin Youtube’daki video listesini aşağıda bulabilirsiniz:

Mazi en Gondolando. 1-a serio
https://www.youtube.com/watch?v=SqT6hqwJxdk
Mazi en Gondolando. 2-a serio
https://www.youtube.com/watch?v=zhpz7dBZMp0
Mazi en Gondolando. 3-a serio
https://www.youtube.com/watch?v=ECB4Ax2tDnQ
Mazi en Gondolando. 4-a serio
https://www.youtube.com/watch?v=c9tXXA5yqgQ
Mazi en Gondolando. 5-a serio
https://www.youtube.com/watch?v=Zma-TUCSsB8
Mazi en Gondolando. 6-a serio
https://www.youtube.com/watch?v=KaHtfcuhFa4

Mazi revenas. 1-a serio
https://www.youtube.com/watch?v=ZIJoYBoV43M
Mazi revenas. 2-a serio
https://www.youtube.com/watch?v=OKAJyoScJTI
Mazi revenas. 3-a serio
https://www.youtube.com/watch?v=fueoJnJpRNI
Mazi revenas. 4-a serio
https://www.youtube.com/watch?v=6PUq8E0FSuY
Mazi revenas. 5-a serio
https://www.youtube.com/watch?v=lLAv6GC1h8s
Mazi revenas. 6-a serio (kaj la “Mistera Planto”)
https://www.youtube.com/watch?v=o1vvpXjFXvQ

Tavsiyemiz bir bölümü önce seyretmeniz, ardından metni çalışıp bilmediğiniz kelimeleri çıkartmanız ve anlamlarını bulmanız, sonra aynı bölümü bir kere daha izlemenizdir.

İyi seyirler…

Kozmos Yazılım Lisesinde Esperanto Kursu / Esperanto Kurso en Kozmos Yazılım Lernejo

20180303 - resim toplu

Kozmos Yazılım Lisesinde Esperanto Kursu

27 Aralık 2017 günü Avcılar Kozmos Yazılım Lisesinde yapılan Esperanto tanıtım seminerinden sonra (bknz Esperanto Tanıtımı) bu sefer Şubat ayı içerisinde dört saat Esperanto Kursu verildi. Kurs’ta dilin 16 kuralı ile Stano Marĉek’in “Esperanto per Rekta Metodo” adlı kitabının neredeyse yarısı işlendi. Kursa Eğitim Koordinatörü Çağakan Aydın dahil toplam 11 kişi katıldı. Kurs fikri de sayın Çağakan Aydına aitti. Katılımcılara kurs sonunda sembolik sertifikalar dağıtıldı.

—————-

Esperanto Kurso en Kozmos Yazılım Lernejo

Post la prezento de Esperanto farita en la 27-a de decembro 2017 en Avcılar Kozmos Yazılım Lernejo (rigardu Prezento de Esperanto) ĉi foje en februaro en la sama lernejo ni organizis kvar-horan Eseranto-kurson. En la kurso la lern-materialoj estis la 16 reguloj de Esperanto kaj preskaŭ la duono de la libro de Stano Marĉek “Esperanto per Rekta Metodo”. En la kurso partoprenis entute 11 personoj inkluzive de la lerneja kunordiganto Çağakan Aydın. La ideo pri tia kurso estis ankaŭ de Çağakan Aydın. Post la kurso atestiloj estis disdonitaj al la partoprenantoj.

 

Esperanto!

ESP0Peki neden?

* Çünkü Esperanto tarafsız bir dil ve uluslararası iletişimde kullanılmak üzere tasarlanmış bir dildir.

* Çünkü Esperanto başka hiç bir millete, devlete ait olmayan sadece onu konuşanlara ait olan bir dildir.

* Çünkü Esperanto farklı kültürler arasında köprü olmaya çalışan, herkesin anadiline saygılı olan bir dildir.

* Çünkü Esperanto basit, mantıklı, ve işlevsel bir dildir.

* Çünkü Esperanto diğer dillere nazaran çok daha kısa sürede öğrenilebilen bir dildir.

* Çünkü Esperanto dünyada bir kaç milyon kişi tarafından konuşulan bir dildir.

 

2017 yılı istatistiklerine göre dünyada 7550 milyon kişi yaşıyor.
Bunlardan:
* 372 milyonun anadili İngilizce.
* 611 milyonun ise ikinci dili İngilizce (bu dili öğrenebilmiş olanlar)
* 600 milyon kadar kişi de İngilizce eğitimini almış ancak öğrenememiş.
Bu son grubun da İngilizce bildiğini varsayarsak dünyada toplamda 1583 milyon kişinin İngilizce bildiğini varsayabiliriz.
Esperanto bilenlerin sayısının ise 0 olduğunu varsayalım.

Diğer bazı araştırmalara göre bir kişinin:
* İngilizce’yi tam öğrenebilmesi için yaklaşık 1000 eğitim saatine ihtiyaç var.
* Esperanto’yu tam olarak öğrenebilmesi için ise toplamda 200 saat yeterli.

Dünyadaki herkesin ikinci dil edinebilmesi için gereken yatırım:
İngilizce için (7550-1583)*1000 = 5967 milyar eğitim saati ve başarısızlık oranı yüksek.
Esperanto için 7550*200 = 1510 milyar eğitim saati ve başarı oranı çok yüksek.

>>>
Sonuç olarak 4457 milyar saatlik bir tasarruf ve başarı endişesi hemen hiç yok gibi.

Esperanto Biliyor musunuz? (v0.3)

AEL’in izni ile:

“LIGA ARGENTINA DE ESPERANTO
Reedición 2011
Con permiso de traduccion adaptada a Turquia.”

Kapak tasarimi (küçük)İspanyolca’dan tercüme ettiğimiz, Arjantinli Jorge Hess‘in yazdığı ve uzun yıllar Arjantinde eğitim kitabı olarak kullanılan “¿SABE USTED ESPERANTO?” veya “Esperanto Biliyor musunuz?” adlı yeni eğitim kitabımızın son sürümünü (v0.3) buradan indirebilirsiniz.

Orijinal kitaba göre daha üstün bir özellik, kitabın sonunda 1350 den fazla kelimeden meydana gelen Esperanto-Türkçe ve Türkçe Esperanto iki yönlü sözlük bulunmasıdır.

244 sayfalık bu kitabı indirmek için resmin üzerine veya bu linke tıklamanız yeterlidir.

 

mp3İlk sekiz konuda seçilmiş cümleler için .mp3 formatında ses dosyaları mevcuttur. Ses dosyaları için bu linke ‘e veya yandaki resmin üzerine tıklayabilsirsiniz. İndireceğiniz bu zip‘li dosyayı açıp içindeki ses dosyalarını pdf kitabınızın bulunduğu dizine koyarsanız kitap içindeki altı çizili cümlelere tıkladığınızda okunuşlarını dinleyebileceksiniz.

 


 

Kun permeso de AEL:

“LIGA ARGENTINA DE ESPERANTO
Reedición 2011
Con permiso de traduccion adaptada a Turquia.”

estas tradukita nova lernolibro al la turka lingvo, kun plenaj gramatikaj eksplikoj el la turka vidpunkto. “¿SABE USTED ESPERANTO?” originale verkita en la hispana lingvo pere de Jorge Hess dum longaj jaroj estas uzata kiel lernolibro en Argentino. Kaj la libro nun estas en turka lingvo sub la nomo “Esperanto Biliyor musunuz?”. Eble iu pli supera aspekto de tiu versio estas la vortaro en la fino de la libro kiun konsistas preskaŭ 1350 esperantaj vortoj kaj estas uzebla ambaŭdirekte, t.e. kaj el la turka kaj el Esperanto.

Ĉi tiu estas la fina versio (v0.3) kaj espereble ne ekzistas eraroj en ĝi.

Por elŝuti la 244 paĝan libron bonvolu surklaki sur ĉi tiu ligilo aŭ sur la kovrilbildo de la libro supre.

En la unuaj 8 lecionoj estas frazoj por kiu ekzistas ankaŭ aŭdiiloj en .mp3 media” formato. Vi povas elŝuti zipitan dosieron de tiuj aŭdiiloj el ĉi tiu ligilo. Vi ankaŭ povas surklaki sur la bildeto supre. Se vi malfermos la zipitan dosieron kaj kopios la aŭdiilojn en la sama dosierujo kie via pdf libro estas, tiam,  kiam vi surklakos sur la subliniitajn frazojn en via libro vi aŭskultos kiel oni prononcas ĉi tiujn frazojn.

Uluslararası Ana Dili Günü (21 Şubat 2018)

21 Şubat 2018
Uluslararası Ana Dili Günü

Esperanta kalendaro - 0221 - 2018 Tago del la Gepatra Lingvo - TR kucuk21 Şubat 1952 günü polis Dakka Üniversitesinde (Doğu Bangladeş), bugünkü Bangladeş’in başkentinde gösteri yapan bir çok öğrenciye ateş açarak öldürdü. Öğrencilerin gösteri sebebi ana dilleri olan Bengal dilinin (bangla / bn / বাংলা ভাষা) varlığının tanınması idi çünkü universitelerinde bu dil ülkedeki güçlü kesimin konuştuğu başka bir dil ile yer değiştirilmek isteniyordu.

Dünyanın bir çok yerinde ve tarih boyunca farklı şekillerde yinelenen bir mesele idi bu. Sadece Asya’da değil, başka kıtalarda ve bir çok Avrupa ülkesinde de olduğu gibi. Bu, pratik olarak ekonomik, politik, askeri ve ülke gücü gibi yöntemlerle diğer ülke ana dillerini olumsuz etkileyecek şekilde bugün İngilizce dili lehinde de gelişmektedir. “Ben güçlüyüm, sen sus veya konuşacaksan benim dilimi konuş”.

Birçok dilbilimcinin de belirttiği gibi, dillerin yavaş yavaş yok olması, ölmesi ve toplumların büyük entellektüel zenginliklerini kaybetmesi bu şekilde oluşmaktadır.

Ana dillerin yok olması ve yerine gelen dile yeterince hakim olunmaması sonucunda sosyal adaletsizlik ve psikolojik problemler ortaya çıkmaktadır. Başka gerçeklerin de farkında olunması gereklidir: biyolojik ve dil çeşitliliği birbirinden ayrıştırılamaz, birbirlerine bağlı ve dayanan şeylerdir. Dilsel çeşitliliğin kaybolması, yaşam için sürdürülebilir biyolojik çeşitlilik için gerekli olan geleneksel bilginin de kaybedilmesidir. (64. BM-STK-konferansı, Bonn, 2011 (1), Terralingua (2) son beyannamesi)

17 Kasım 1999’da UNESCO 21 Şubat gününü Uluslararası Ana Dili Günü olarak ilan etmiştir. 2007’de Birleşmiş Milletler genel asemblesi (3) üye ülkelere “Dünyada konuşulan tüm dillerin korunması ve gözetilmesi çabalarının daha ileri götürülmesini” tavsiye etmiş, aynı zamanda 2008 yılını da Ulsulararası Diller Yılı olarak belirtmiştir. (4)

2014 yılında Unesco web sayfasında Genel Direktör Irina Bokova’nın mesajını Esperanto dilinde de yayınlamıştır. (5)

Tüm bunlarla Esperanto dilinin ne ilgisi vardır? Bu günün temel değerleri, her insanın kendi dilini konuşma hakkı ve çeşitililik, aynı zamanda dünya Esperanto hareketinin de savunduğu değerlerdir. Biz esperantistler hiç bir dilin yok olmasını istemiyoruz, konuşanlarının dil haklarına saygı kapsamında, tüm dillerin varolmasını ve dünyada iletişimde dilsel adaletin gerçekleşmesini istiyoruz. Herşeyin ötesinde güçlü ekonomisi ve askeri açıdan gücü olanların yaptığı gibi, Esperanto’nun diğer dilleri yok etmeye çalışmadığının altını çizebilmek için Uluslararası Esperanto Birliği (Universala Esperanto-Asocio, UEA) bu amaçla bu günü uzun yıllardan beri ciddiyetle kutlamaktadır.

Bayan Vigdís FINNBOGADÓTTIR’ın (İslanda Cumhuriyeti başkanı 1980-1996) dediği gibi, Esperanto aslında diğer dillerin yok olmasına karşı bir koruyucu araçtır: “Değişik ulusların, tarafsız bir dilin kendi kültürlerinin monopolcü bir veya birkaç dilin etkisine karşı koruyucu bir kale duvarı olduğunu, anlamaları vakti gelmiştir. Bu konu bugün gittikçe daha fazla belli olmaktadır. Esperanto’nun hızlı gelişip dünyadaki tüm uluslara yardımcı olacağını samimiyetle umuyorum.” (6)

Belki biri hala soruyordur: “Neden Esperanto?“. Nedeni basittir. Esperanto’nun arkasında ne devletler, ekonomik çıkarlar, emperyal çabalar, ne de diğer halkları, onların dillerini yok etmeyi veya pazarlarını ele geçirmeye amaçlayan halklar yoktur. Esperanto’nun arkasında sadece her dil ve kültür için adaleti ve bunların arasında barışı amaçlayan çeşitli halkardan ve uluslardan iyi niyetli insanlar vardır.

Her hangi bir dilin konuşmacılarının haklarını güçlendirmek Esperanto’nun da katkıda bulunduğu bir amaçtır” (Prof. Robert Phillipson (7)).

Esperanto adil iletişime ve dolayısı ile uluslar, kültürler ve halklar arasındaki adil ilişkilere ivme kazandıran bir araçtır.

“… Umuyorum ki Esperanto çeşitliliği destekleyen ve birlik yaratan bu iki yölü rolü yerine getirmeye devam edecektir” (Rita Izsák-Ndiaye, BM Özel Raportörü. (8))

Devamında, uluslararası iletişimde köprü dil Esperanto’yu kullanarak dilsel hak eşitliliğini gerçekleştirip herkesin kendi dilini yaşatmasına yardımcı oluyoruz. Tüm dünyadaki Esperanto konuşanların 21 Şubat günü dünyaya iletmek istedikleri net mesaj budur.

Uluslararası dili Esperanto’yu tanıyın: www.lernu.net! (9)

Türkçe’ye çeviren: Vasil Kadifeli, Türkiye 
Al la turka tradukis Vasil Kadifeli, Turkujo

 


Uluslalarası Esperanto Birliği, UEA‘nın bilgilendirme bölümü (10)
Renato Corsetti, Stefano Keller, Emilio Cid, Vasil Kadifeli, kun teamanoj
Afişler: © Peter Oliver/UEA ve farklı ülkelerden tercümanlar.
http://www.linguistic-rights.org/21-02-2018


ESPERANTO TÜRKIYE – Türk esperantistleri web sayfasi
Retpaĝo de la turka esperantistaro: https://esperantoturkiye.wordpress.com
Facebook: ESPERANTO TÜRKIYE
Esperantistler Uluslararası Ana Dili Gününü neden kutlamaktadırlar?
→ Milliyet Blog (2017) | → ESPERANTO TÜRKIYE (2017)

 


1) www.linguistic-rights.org/dokumento/Final_declaration_64th_UN_DPI_NGO_Conference_Bonn_2011_amendments_Universala_Esperanto_Asocio_UEA.pdf(BM dokümanının arşiv kopyası: PDF)
2) www.terralingua.org/our-work/linguistic-diversity
3) www.un.org/en/events/motherlanguageday
4) 2008 – International Year of Languages | http://www.un.org/en/events/iyl/
5) www.unesco.org/new/en/unesco/events/prizes-and-celebrations/celebrations/international-days/international-mother-language-day-2014 (arşiv kopyası: PDF)
6) http://www.linguistic-rights.org/uea/Justa_Komunikado_Lingva_Justeco_Vigdis_FINNBOGADOTTIR_prezidento_de_la_Respubliko_Islando_1980_1996.pdf
7) www.linguistic-rights.org/esperanto-125/Dr-Robert-Phillipson-Professor-emeritus-125-years-of-Esperanto.html – Dr. Tove Skutnabb-Kangas
8) www.linguistic-rights.org/esperanto-125/Rita-Izsak-UN-independent-expert-on-minority-issues.html
9) www.lernu.net
10) Universala Esperanto-Asocio (UEA) – www.uea.org

_________________

Kaynak: http://www.linguistic-rights.org/21-02-2018/21-Subat-2018-Uluslararasi-Ana-Dili-Gunu.html

Esperanto diline layık mıyız? / Ĉu ni meritas Esperanton?

Eo diline layık mıyız.Neden bu soruyu soruyoruz?

Cevabı çok kolay ve basit. Ne yazık ki insanlık bugün Esperanto dilini anlamak ve değer vermek için henüz yeterince olgunlaşmış görünmüyor. Henüz gelişimimizin o basamağına ulaşabilmiş değiliz. Ancak günün birinde oraya vardığımızda  bu dilin gerçek değerini anlayabileceğiz.

Anlaşılan o ki Dr. Zamenhof bu dili aslinda biraz erken yaratmış oldu. Belki bir kaç yüzyıl daha beklemesi gerekiyordu.

Günümüzde konusunda yetkin ve zeki saydığımız kişiler bile, örneğin dilbilimciler, yazarlar, gazeteciler vs, hala bu dil konusunda negatif düşünüyorlar. Arkadaşlarımın çoğu bu şekilde düşünüyorlar. Onlara göre Espranto dili bugün dünyada yaşadığımız dil sıkıntılarını ve dil engelini çözecek seviyede bir uluslararası yardımcı dil olmaktan çok uzak. Kanımca bir çoğu da bu tip bir problem olduğunun farkında da değiller.

Bu şekilde Esperanto dili yerine insanlar bugün başka bir milletin dilini dünya çapında öğrenip kullanmaya çalışıyorlar ve bu dilin gerçekten değişik dilleri konuşan insan toplulukları arasında bir iletişim aracı olabileceğini düşünüyorlar.  Bunun ardındaki ekonomik, askeri, ve siyasi gücü anlamıyorlar, bu dili kullanmaktan dolayı da her alanda etkisinde kaldığımız emperyalizmi göremiyorlar.

Dünyada bugün normal iletişimi engelleyen çok büyük bir karmaşa vardır.

Mesela  Avrupa Birliğinde Brexit’ten sonra İngilizce dili artık resmi bir dil değildir. Ancak bu grupta bulunan ülkeler hala aralarında İngilizce ile işlerini görmeye çalışmaktadırlar. Alınan tüm kararlar Birlik içindeki ülkelerin konuştuğu tüm dillere çevrilmekte ve bu konuda çok büyük bir kaynak israfı ve zorluklar yaşanmaktadır.

Her şeyi başka bir milletin dili ile yapmakta AB, ilginç değil mi? Peki neden Birlik içindeki güçlü ülkelerin, mesela Almanya veya Fransa’nın dili kullanılarak yapılamıyor bu çalışmalar? Çünkü herkes hala İngilizce’ye yatırım yapmaktadır ve bu yatırımı başka bir dile çevirmek mümkün değildir. Kaldı ki yapılan bu yatırımın ardından İngilizce dilini yeterince öğrenebilen çok küçük bir kesim vardır. Ve bu dili de tam olarak öğrenmek hemen hiç bir zaman mümkün olamamaktadır.

Bu konuda örnek olarak gözlerinizi ülkemize çevirebilirsiniz.

Bu yatırımı Esperanto’ya çevirmek mümkün mü? Kanımca evet! Bugün ülkemizde İngilizce konuşan insanların İngilizce dil seviyesine gelebilmek için Esperanto’da sadece 3-4 ay yeterlidir.

Okullarda bir sene boyunca önce Esperanto dilini öğretmek, sonra diğer dillerin öğrenimine geçmenin yabancı dil öğrenimi açısından çok önemli bir taktik olduğu yapılan akademik araştırmalar ile doğrulanmıştır.

Sonuç olarak günümüzde dünyada birçok kişi bu dil karmaşasını çözebilecek şeyin ,başka bir milletin dilini konuşmak olduğunu düşünüyorlar, dolayısı ile Esperanto diline ihtiyaç olmadığını söylüyorlar.

Peki bunlar Zamenhof’un diline neden bu kadar karşıdırlar?

Cevapları genelde her zaman çocukça ve aptalcadır. Deniyor ki Esperanto dili ile bu alanda iletişim mümkün değildir. Mesela bilimsel alanlarda Esperanto dilinde literatür olmadığını ama İngilizce diline hemen herşeyin çevrilmiş ve okunmaya hazır olduğunu söylüyorlar.

Bu gerçeği tartışmanın bir anlamı yok. Gerçekten bugün İngilizce dili dünyada çok yaygın olarak kullanılmaktadır. Ancak bu tip teknik dokümanların en azından değişik konulardaki terminolojilerin Esperanto diline tercüme edilmelerinin mümkün olmayacağını düşünmek de çok naif bir düşüncedir.

Bugün Esperanto dilinde yaklaşık 50 000 edebi eser (çeviri ve orijinal) mevcuttur. Benim düşünceme göre de Esperanto dilindeki bu metinler İngilizce diline göre çok daha kolay ve anlaşılır olmaktadır.

İnsanlık bu bahsettiğimiz gelişmenin ilgili basamağına ulaştığında ve bu dilin anlamını ve önemini anladığında, o gün hala Esperanto dili var olmaya devam ediyorsa yani hala birileri ona değer vermeye ve onu konuşmaya devam ediyorsa, farklı dilli milletler bu dile sarılıp onu öğrenecekler, aralarında iletişim için bu dili kullanmaya başlayacaklar ve yaratıcısına teşekkür edeceklerdir. Çünkü hemen herkes artık bir yabancı dil konuşabilecek seviyeye gelebiliyor olacaktır.

Ancak maalesef  bugün, 2018 yılında, biz insanlar bu güzel ve önemli dilin değerini anlamak için hala çok primitif bir durumdayız.

Umalım ki bizlerin ardından gelecek olan nesiller bizden daha akıllı ve öngörülü olacaklar ve onlar bu güzel imkanı, bu kolay öğrenilebilen dili bir kenara fırlatıp atmayacaklar ve Esperanto dili insanların ortak dili olacaktır.

Macaristan’dan Apáti Kovács Béla ‘nın yazdığı kısa metinden adapte edilmiştir.


Ĉu ni meritas Esperanton?

Kial mi demandas ĝin?

La respondo estas facila kaj simpla. Laŭ mi ankoraŭ homaro ne maturiĝis je tiu ĉi lingvo. Ni ankoraŭ ne staras sur tiu ŝtupo de la evoluo, ke ni povu kompreni la veran valoron de tiu ĉi grandioza lingvo.

D-ro Zamenhof kreis ĝin tro frue. Eble li devintus atendi almenaŭ du aŭ tri jarcentojn.

Nuntempe ofte influaj kaj inteligentaj personoj opinias pri ĝi negative, dirante: Esperanto ne povas plenumi la rolon de helplingvo, kiu povus solvi multe da lingvaj malfacilaĵoj.

Anstataŭ Esperanto oni prefere lernas iun disvastiĝintan nacian lingvon pensante, ĝi povos fariĝi vera komunikilo inter diverslingvaj homoj.

En la mondo estas granda lingvoĥaoso, kiu tre malhelpas la normalan komunikadon.

Estas kiuj asertas, tiun ĉi lingvoĥaoson povas solvi iu nacia lingvo. Do Esperanto ne estas bezonata.

Kial oni kontraŭas la zamenhofan lingvon?

La respondo ĉiam estas infaneca kaj stulteta. Onidire per Esperanto ne eblas komuniki kaj ĝi ne estas uzebla sur ĉiu tereno. Ekzemple fakliteraturo apenaŭ ekzistas en Internacia Lingvo. Male en la anglan lingvon preskaŭ ĉio estas tradukitaj kaj legeblaj.

Mi ne diskutas. Vere nun la angla lingvo estas uzata pli vaste, sed tio estas stultaĵo, ke tiaj tekstoj ne estas tradukeblaj al Esperanto.

Kiam la homaro paŝos sur tiun ŝtupon de la evoluo, ke estos komprenita la senco de tiu ĉi lingvo, tiam (se ankoraŭ Esperanto ekzistos) la diverslingvaj nacioj amase uzos ĝin kaj la nomo de la kreinto estos benata.

Bedaŭrinde nun en 2018 ni homoj estas tro primitivaj, lingvaj prauloj por ke ni komprenu la valoron de tiu ĉi bela kaj grava lingvo.

Mi nur povas esperi, ke nin sekvantaj generacioj estos pli ŝaĝaj ol ni.Ili ne forĵetos tiun ĉi bonegan eblon rapide kaj facile ellerni la komunan lingvon de la homaro.

Verkis: Apáti Kovács Béla el Hungario

Fonto: https://www.facebook.com/espbela/posts/10212141128227344

%d bloggers like this: