Category Archives: Novaĵo / Haber

21 Şubat 2019 Uluslararası Ana Dil Günü

21 Şubat 2019 
Uluslararası Yerli Diller Yılında 
Uluslararası Ana Dil Günü

21 Şubat 1952 günü polis Dakka üniversitesinde (Doğu Bangladeş), bugünkü Bangladeş’in başkentinde, gösteri yapan bir çok öğrenciye ateş açarak öldürdü. Öğrencilerin gösteri sebebi ana dilleri olan Bengal dilinin (bangla / bn / বাংলা ভাষা) varlığının tanınması idi çünkü universitelerinde bu dil ülkedeki güçlü kesimin konuştuğu başka bir dil ile yer değiştirilmek isteniyordu. 

Dünyanın bir çok yerinde ve tarih boyunca farklı şekillerde yinelenen bir mesele idi bu. Sadece Asya’da değil, başka kıtalarda ve bir çok Avrupa ülkesinde, ve ayrıca Avrupa dışında yüzyıllardır yaşayan insanların dillerine, yani yerli dillere karşı olan tüm tutumlar gibi. Bu, pratik olarak ekonomik, politik, askeri ve ülke gücü gibi yöntemlerle diğer ülkelerin ana dillerini olumsuz etkileyecek şekilde, bugün İngilizce dili lehine olduğu gibi gelişmektedir. “Ben güçlüyüm, sen sus veya konuşacaksan benim dilimi konuş”

Birçok dilbilimcinin de belirttiği gibi, dillerin yavaş yavaş yok olması, ölmesi ve toplumların büyük entellektüel zenginliklerini kaybetmesi bu şekilde oluşmaktadır. Aynı şekilde 2019 yılında BM ve UNESCO tarafından yapılan uyarılar da bu yöndedir. UNESCO genel direktörü Audrey Azoulay 2018 yılında Uluslararası Esperanto Bilriğine (UEA) gönderdiği mesajda şunları demektedir: “Dilleri savunmamız lazım, özellikle seyrek kullanılan dilleri, yerli dilleri, ki bunlar hakkında her iki haftada bir tanesinin kaybolduğunu biliyoruz, ve bu insanlık mirasında geri dönüşü olmayan kayıplar yaratıyor. Ayrıca eğitimde çok dilliliği, yeterli kamu politikaları ile savunmamız gerekmektedir. Internet sanal alanında da bunu gerçekleştirmemiz lazım ki tüm insan gruplarının dilsel ve kültürel çeşitliliği yaşamaya devam edebilsin ve herkes tarihini ve kimliğini kendi etnik sembolik kaynaklarından öğrenebilsin.” [1] 

Ana dillerin yok olması ve yerine gelen dile yeterince hakim olunmaması sonucunda sosyal adaletsizlik ve psikolojik problemler ortaya çıkmaktadır. Başka gerçeklerin de farkında olunması gereklidir: biyolojik ve dil çeşitliliği birbirinden ayrıştırılamaz, birbirlerine bağlı ve dayanan şeylerdir. Dilsel çeşitliliğin kaybolması, yaşam için sürdürülebilir biyolojik çeşitlilik için gerekli olan geleneksel bilginin de kaybedilmesidir. (64. BM-STK-konferansı, Bonn, 2011, son beyannamesi [2]; Terralingua [3]) 

17 Kasım 1999’da UNESCO 21 Şubat gününü Uluslararası Ana Dili Günü olarak ilan etmiştir. 2007’de Birleşmiş Milletler genel kurulu [4] üye ülkelere “Dünyada konuşulan tüm dillerin korunması ve gözetilmesi çabalarının daha ileri götürülmesini” tavsiye etmiş, aynı zamanda 2008 Uluslararası Diller Yılı olarak belirtmiştir. [5] 

2014 yılında Unesco, web sayfasında Genel Direktör Irina Bokova’nın mesajını Esperanto dilinde de yayınlamıştır. [6] 

2016 yılında BM genel kurulu Yerli Konular Daimi Forumu’nun (UNPFII/Foro Permanente/Постоянный форум/Instance Permanente) tavsiyeleri üzerine 2019 yılının Uluslararsı Yerli Diller Yılı olmasına dair sonuç bildirgesini kabul etmiştir. O tarihte Forum dünyada konuşulan yaklaşık 6.700 dilin %40’ına yakını tehlike ve kaybolma tehdidi ile karşı karşıya olduğunu bildirmiştir. Bu dillerin tümünün yerli diller olması gerçeği, konuşuldukları kültür ve bilgi sistemlerini tehdit etmektedir. [7] 

Tüm bunların Esperanto dili ile ne ilgisi vardır? Bu günün temel değerleri, her insanın kendi dilini konuşma hakkı ve çeşitililik, aynı zamanda dünya Esperanto hareketinin de savunduğu değerlerdir. Biz esperantistler hiç bir dilin yok olmasını istemiyoruz, konuşanlarının dil haklarına saygı kapsamında, tüm dillerin varolmasını ve dünyada iletişimde dilsel adaletin gerçekleşmesini istiyoruz. Herşeyin ötesinde, güçlü ekonomisi ve askeri açıdan gücü olanların yaptığı gibi, Esperanto’nun diğer dilleri yok etmeye çalışmadığının altını çizebilmek için Uluslararası Esperanto Birliği (Universala Esperanto-Asocio, UEA) bu amaçla bu günü uzun yıllardan beri ciddiyetle kutlamaktadır. 

Bayan Vigdís FINNBOGADÓTTIR’ın (İslanda Cumhuriyeti başkanı 1980-1996) dediği gibi, Esperanto aslında diğer dillerin yok olmasına karşı bir koruyucu araçtır: “Değişik ulusların, tarafsız bir dilin kendi kültürlerinin monopolcü bir veya birkaç dilin etkisine karşı koruyucu bir kale duvarı olduğunu, anlamaları vakti gelmiştir. Bu konu bugün gittikçe daha fazla belli olmaktadır. Esperanto’nun hızlı gelişip dünyadaki tüm uluslara yardımcı olacağını samimiyetle umuyorum.” [8] 

Belki biri hala soruyordur: “Neden Esperanto?”. Nedeni basittir. Esperanto’nun arkasında ne devletler, ne ekonomik çıkarlar, ne emperyal çabalar, ne de diğer halkları, onların dillerini yok etmeye veya pazarlarını ele geçirmeye amaçlayan halklar yoktur. Esperanto’nun arkasında sadece her dil ve kültür için adaleti ve bunların arasında barışı amaçlayan çeşitli halklardan ve uluslardan iyi niyetli insanlar vardır. 

“Uluslararası işbirliği için, yerli halklar için, çok dilli ülkeler için Esperanto çok iyi bir çözüm olurdu.” (Dr. Tove Skutnabb-Kangas [9]) 

“Her hangi bir dilin konuşmacılarının haklarını güçlendirmek Esperanto’nun da katkıda bulunduğu bir amaçtır.” (Prof. Robert Phillipson [10]). 

Esperanto adil iletişime ve dolayısı ile uluslar, kültürler ve halklar arasındaki adil ilişkilere ivme kazandıran bir araçtır. 

“… Umuyorum ki Esperanto çeşitliliği destekleyen ve birlik yaratan bu iki yölü rolü yerine getirmeye devam edecektir.”(Rita Izsák-Ndiaye, BM Özel Raportörü [11]) 

Devamında, uluslararası iletişimde köprü dil Esperanto’yu kullanarak dilsel hak eşitliliğini gerçekleştirip herkesin kendi dilini yaşatmasına yardımcı oluyoruz. Tüm dünyadaki Esperanto konuşanların 21 Şubat günü dünyaya iletmek istedikleri net mesaj budur. 

— Uluslararası dil Esperanto’yu tanıyın: www.lernu.net! [12]


Uluslalarası Esperanto Birliği, UEA’nın (Universala Esperanto-Asocio, UEA) bilgilendirme bölümü [13] 
Renato Corsetti, Stefano Keller, Peter Oliver, Emilio Cid, Vasil Kadifeli, ekip üyeleri ile. 
Afişler: © Peter Oliver/UEA ve farklı ülkelerden tercümanlar. 
www.linguistic-rights.org/21-02-2019   *   Uluslararası Yerli Diller Yılı 2019 (en, fr, es)
 

Esperanto’dan Türkçe’ye çeviren: Vasil Kadifeli, Türkiye 
El esperanto en la turkan tradukis: Vasil Kadifeli, Turkio
 
ESPERANTO TÜRKIYE – Türk esperantistleri web sayfasi 
( https://esperantoturkiye.wordpress.com/ )
Facebook: ESPERANTO TÜRKIYE
( https://www.facebook.com/groups/esperanto.turkiye/ )


[1] http://www.linguistic-rights.org/unesco/#UNESCO_103aUK 
[2] www.linguistic-rights.org/dokumento/Final_declaration_64th_UN_DPI_NGO_Conference_Bonn_2011_amendments_Universala_Esperanto_Asocio_UEA.pdf(BM dokümanının arşiv kopyası/arĥiva kopio de la UN-dokumento: PDF
[3] www.terralingua.org/our-work/linguistic-diversity 
[4] www.un.org/en/events/motherlanguageday 
[5] 2008 – International Year of Languages | http://www.un.org/en/events/iyl/ 
[6] www.unesco.org/new/en/unesco/events/prizes-and-celebrations/celebrations/international-days/international-mother-language-day-2014 (UNESCO sayfasının arşiv kopyası/arĥiva kopio de la Unesko-retpaĝo: PDF
[7] https://en.iyil2019.org/about/ | Birleşmiş Milletler Yerli Halklar Hakları Bildirisi – United Nations Declaration on the Rights of Indigenous Peoples (A/RES/61/295) – Turkish – provided by UNIC, Turkey – arşiv kopyası/arĥiva kopio:PDF 
[8] http://www.linguistic-rights.org/uea/Justa_Komunikado_Lingva_Justeco_Vigdis_FINNBOGADOTTIR_prezidento_de_la_Respubliko_Islando_1980_1996.pdf 
[9] http://www.linguistic-rights.org/esperanto-125/Dr-Tove-Skutnabb-Kangas-125-years-of-Esperanto.html 
[10] www.linguistic-rights.org/esperanto-125/Dr-Robert-Phillipson-Professor-emeritus-125-years-of-Esperanto.html 
[11] www.linguistic-rights.org/esperanto-125/Rita-Izsak-UN-independent-expert-on-minority-issues.html 
[12] www.lernu.net 
[13] Universala Esperanto-Asocio (UEA) – www.uea.org

Advertisements

Kâmran Yüce kaj liaj poemoj

Kâmran Yüce (Kamran Yuce) naskiĝis en urbo Elazıg en la jaro 1926.
En la komenco li estis poeto.
En la jaro 1951 li komencis aktori en la teatro “Küçük Sahne” (Malgranda Scenejo) ĝis ĝia fermiĝo.
En la jaro 1959 li komencis aktori en la teatro “Karaca Tiyatrosu” (Teatro Gazelo) kiun estris la granda majstro de teatro Muhsin Ertugrul.  
En la jaro 1961 li kuniĝis la grupon, kiu fondis la faman teatron “Kent Oyuncuları” (Urbaj Aktoroj) kaj aktoris en multaj teatraĵoj.
Li ankaŭ aktoris en multaj filmoj kaj li verkis tri poemlibrojn: “Gölge” (Ombro) , “Soyunuk Şiirler” (Nudaj Poemoj), “Güneş Yorgunu Allar” (Sunlacaj Ruĝoj).
Li plue laboris kiel reklamisto kaj ankaŭ aktoris en reklamoj.
Li forpasis en Corum urbo en la jaro 1986.

Jen du el liaj poemoj. La unuan li dediĉis al la teatra majstro Muhsin Ertuğrul.


GÖLGEOMBRO
– Hocam’a –
 
Ben oyuncuyum
Eski “Yunan”dan beri
Şimdi adım değişti biraz
Serseri
Sizi güldürmek ödevim
Zaman zaman ağlatmak
Eğer isterseniz
Takla atmak
Acılarım yok
Size sattım
Perde kapanmasa görecektiniz
Az daha ağlayacaktım
Rüyam alkışlarınızla dolu
Küçük görmenizle günüm
Söylesem anlar mısınız
Çok üzgünüm
Beğendiğiniz zaman
Sevincim sonsuz
Evinize dönünce
Beni unutursunuz
Ben palyaçoyum Kıralım
Hamlet’im
Ben sizinle başladım
Sizinle varım
Ben söyleyemediklerinizim
Düşündükleriniz
Desem inanmayacaksınız
Ben gölgenizim.
– Al mia majstro –
 
Mi estas aktoro
Ekde la antikva “Grekujo”
Nuntempe mia titolo iomete ŝanĝiĝis
Vagabondo
Ridigi vin estas mia devo
Kelkfoje plorigi
Se vi tion deziras
Transkapiĝi
Dolorojn mi ne havas
Mi ilin vendis al vi
Ĉu la kurteno ne fermiĝus, vi atestus,
Ke mi estis ploronta
Miaj sonĝoj plenaj je viaj aplaŭdoj
Mia tago plena je via malestimo
Ĉu vi komprenus se mi dirus tion?
Mi tre malgajas
Sed je via aprezo
Mia ĝojo senlimas
Revenante hejmen
Vi min forgesas
Mi estas klaŭno, reĝo
Hamleto
Mi komenciĝis kun vi
Ekzistas danke al vi
Mi estas tio, kion vi ne povas eldiri
Viaj pensoj
Se mi dirus tion al vi, vi ne kredus
Mi estas via ombro.
HALBUKİ SED TAMEN
Nasıl oldu bilmiyorum
Beyaz bir mendil mi hatırlattı
Yoksa kırlangıçlar haber mi getirdi
Yine seni düşündüm
Köprü* üstünde bu akşam vakti
Ağlayan bir kadın sesi miydi acaba
Sesine benzettim öyle içlendim ki
Sorma.
 
Küçük evler geldi gözümün önüne
Kırmızı kiremitli küçük evler
Akşamları beni bekleyecektin onların en küçüğünde
Talihimiz olsaydı eğer
Sevinçle yanan sobaya karşı
Öteden beriden bahsedecektin
Arada başını kaldırıp, yavrumuzu
Uyuyor mu diye dinleyecektin.
 
Şarkılara, insanlara dair bir gün
Bıkkınlık sarmıştı içimi
Belki bir vagon penceresinde
Belki vapurda
Sen gittin ve hikaye bitti.
 
Köprü üstünde bu akşam vakti
Nasıl oldu bilmiyorum
Eski şeyler geldi aklıma, seni düşündüm
Halbuki!
Mi ne scias kiel ĝi okazis
Ĉu ĝin rememorigis blanka naztuko
Aŭ hirundoj alportis novaĵon
Mi denove pensis pri vi
Sur la ponto*, ĉi tiu vespera horo
Ĉu ĝi estis la voĉo de ploranta virino
Ŝajnis al via voĉo kaj mi tiel malgajiĝis
Nenion demandu.
 
Mi imagis malgrandajn domojn,
Domoj malgrandaj kun ruĝaj tegoloj
Vi min atendus ene de la plej malgranda
Se troviĝis tia ŝanĉo por ni
Kontraŭ la fajrujo brulanta kun ĝojo
Vi parolus pri tio kaj ĉi tio
Kelkfoje levante la kapon, nian infanon
Vi aŭskultus, ĉu ĝi dormas aŭ ne.
 
En tago pri poemoj kaj homoj
Enuo envolviĝis en mia koro
Eble en vagonara fenestro
Eble en ŝipo
Vi foriris kaj la rakonto finiĝis.
 
Sur la ponto, ĉi tiu vespera horo
Mi ne scias kiel ĝi okazis
Malnovajn aferojn mi rememoris,mi pensis pri vi
Sed tamen!

* “ponto” estas la unua ponto sur la Ora Korno en Istanbulo, sub kiu ekzistas multaj tavernoj.

Tradukis: Vasil Kadifeli

BUKLA kaj FLAVA – sciencfikcia rakonto de Abdulkadir Doganaj

Morto estis antaŭ la pordo. La mallumo estis alvokanta la malvarmon, kiu estis venanta el ĉiuj kvar flankoj. Dum alarmsonoj enmiksiĝis al la krioj de homoj, la malnovaj jam forgesitaj preĝoj estis reaperantaj.  Oni ekbruligis la forajn arbarojn; oni dispremis unu la alian; oni forrabadis; oni petegadis. Virino pafmortis sin sur la frunto. Iu estaĵo ekfalis pro nervoza kolapso. Frenezaj okuloj fiksiĝis sur tiu malluma punkto. Iom poste la popolo retiriĝis en siaj domoj. Ĉar la malvarmego de la nokto atingus ilin pli rapide ol la flamoj de la arbaro. Antaŭ ol la glacio forglutis ĉion en la urbo, enprofundiĝis la silento. Iu patrino decidis fortanĉi sian hararon…

* * *

Mi malfermis la ŝirmilon de mia kasko kaj rigardis ĉirkaŭen. La tuta planedo ŝajnis al grandega neĝbulo. La konstruaĵoj estis kovritaj per blokoj de glacio. La estaĵoj en la stratoj estis frostiĝintaj kun hororo en siaj okuloj. Vivo jam estis estingiĝinta, ankaŭ tiel estis la koloroj kaj la rememoroj. La uragano nur la timon ne sukcesis narkozigi. La lago en la malproksimo kaj la bruligitaj arboj, eĉ la akvo elfluanta el la fontanoj estis frostiĝintaj. Mi provis piedpaŝi sen gliti sur la maldika galcio.

Kiam oni inventis teleportadon okazis granda bezono al energio. Scientistoj antaŭ la blanka tabulo kalkuladis kaj malkovris, ke la homaro pro tio bezonus la energion de unu tuta stelo. Tiel ni provizus la energion bezonatan por tio kaj plue ni kreus nian propran stelsistemon. Teleporti la stelon en pli konvena loko en la galaksio malaltigus la kostojn en la longa tempo. Finfine ni elektis taŭgan stelon por ni kaj teleportis ĝin alie, lumjarojn fore. Sed poste ni malkovris eraron en niaj kalkuloj; la neĝglobon.

Ni ne sciis, ke ekzistis vivo en tiu ĉi stel-sistemo. Ni tion malkovris unu monato post la teleportado. En ĉi tiu stelsistemo estis iu vivanta planedo, sur tiu planedo estis vera vivo. Alivorte tiu ekzistis almenaŭ unu monato antaŭe. Dum dudek jaroj tiuj vivuloj estis sekvantaj niajn signalojn kaj por kaŝi sin de ni, ili uzis holografiajn projekciilojn. Tamen ili ne komprenis kio estus okazonta al ili.

Ĉi tie ni venis por esplori kaj mortigi tiujn, kiuj ankoraŭ estis vivantaj. Neniu devus scii pri tio. La malkovro de Ameriko ekstermis Aztekojn kaj Inkaojn, la malkovro de la nuklea energio detruis Hiroŝimon, kaj la teleportado de tiu stel-sistemo ekstermis unu tutan vivantan planedon. Ordinaraj homoj ne povos elteni tiom da turmento de pento.

Ni piediris al la direkto de la universitato. Mia restrukturita cerbo rapide tradukis ĉiujn eksterterajn skribaĵojn. Ili nin spuris; niajn militojn, nian poezion, malkovris nian identecon. Mi estis piediranta ŝajne en pentraĵo de teruro. La frositiĝintaj estaĵoj, aŭ ĉu mi diru eksterteraj homoj, estis malmolaj kiel ŝtono. Ĉu mi tuŝu ilin, parto de ili estis dispeciganta kaj falanta sur la grundo. Pro stranga sento mi kun timo regresis kaj foriris de tiu loko.

En ilia plej antikva kredo la suno estis priskribita kiel kompatema patrino. Patrino, kiu ĉiu tage, dum ŝia naskiĝo, varmigas la planedon pere de unu haro, kiun ŝi elŝiras el sia bukla kaj flava hararo. Pro tio en la unua tago de ĉiu jaro la virinoj kutimis fortranĉi parteton de siaj hararoj kaj enterigi ĝin pro respekto al ilia suno. Ĉiujn ĉi mi lernis el la datenbanko.

Mi ordonis al la ekzekutteamo iri esplori la vastaĵojn en la nordo. Kiam ili foriris mi daŭris sole. Ĉar mi tiun parton de la planedo mi antaŭe inspektadis mi ne estis timanta. Mi eniris la universitaton. Legoĉambroj kaj kelkaj aliaj ejoj, ke mi ne sciis pri kio ili estis, estis daŭrantaj subteren ĝis la fundo de la maro. La tuta urbego estis konstruita sur la akvo ĝuste tiel, kiel ŝipo.

Mi vagadis en la koridoroj sekvante mian pafilon kiun mi tenadis en mia mano preta je pafo, mi eniris koridorojn kiu ŝajnis al labirintoj, kaj trairis multajn ĉambrojn.  Ni estis atendanda etan reziston el tiuj, kiuj eble postvivis la okazintaĵon. Eble ili el la mallumoj aŭ el iu fendaĵo sursaltus sur ni. Sed grupeto de lokanoj ne sukcesus kontraŭstari la kvin mil batalantoj sub mia komando.

Mi eniris vastan halon. Mi vidis frostiĝintajn kadavrojn de etaj gupetoj, tie kaj tie ĉi, ĉe la randoj kaj anguloj de la halo. Turnante mian kapon mi vidis ian vizaĝon brilantan kiel fajro. Kiam mi alproksimiĝis mi komprenis, ke tiu ĉi estis nur pentraĵo. La vizaĝo ŝajnis al ies virino de du metrojn alta. Por bli bone ekzameni ĝin mi pliigis la lumon elirantan el mia kasko. Ŝia hararo el flavaj kaj buklaj haroj estis etendiĝanta suben el la du flankoj kvazaŭ kiel hedero. La haroj kies koloro estis fakte bunta en gamo de ruĝo ĝis flavo ŝajnis tiel veraj ke ili degelus la maldikan glacion, kiu kovris la pentraĵon. Je tio mi komprenis, ke tiu estis la sun-reĝino Kandela.

Ŝia travidebla vizaĝo subite turniĝis al vi. Mi kun krio retroiris kelkajn paŝojn reen. El la pentraĵo ŝi etendis la krurojn kaj eliris el la muro. Ŝi nun estis tri-dimensia. Mi pafis kelkfoje sur ŝin sed tio estis tute ne utila. La radioj elirante el mia pafilo trapenetris ŝin kaj pikiĝis en la muron.

“Restu for de mi!” mi kriis de tie, kie mi prenis defendan pozicion.

Kandela levis ŝiajn manojn kvazaŭ montrante, ke ŝi ne havis armilon: “Ne timu. Mi estas nur hologramo” ŝi diris.

Mi provis enspiri normale. Mi iom poste kapablis kompreni kion ŝi diris. Trankviliĝante mi stariĝis.

Kandela daŭrigis ŝian paroladon: “Mi posedas la tutan datenon de la planedo. Vi povas demandi al mi ion ajn.”

Mi demandis: “Kiom da homoj postivis sur la planedo? Ĉu ili havas armilojn?”

Ridetante ŝi direktis sin al la ŝtuparo kondukanta al la supra etaĝo. Ŝi mansignis al mi por ke mi sekvu ŝin. Ni supreniris al iu pli vasta halo. Ĉi tie estis grandega modelo de nia sun-sistemo.

“Ĉion rilate al vi ni ĉi tie deponas,” diris la hologramo. Poste kvazaŭ ŝi estis distrita ŝi prenis libron kaj komencis foliumi ĝin.

“Vi ne respondis al mia demando” mi diris iom akre.

Ŝi demandis al mi “Kial vi mortigis miajn regatojn?” Ŝajne ŝi nun estis tute alia virino.

Min interesis ŝia vorto “regato”, kiun ŝi uzis anstataŭ la vorto “popolo” :  “Kio signifas regatoj?” mi demandis.

Ŝi denove ridetis: “Ĉi tiun planedon mi estis reganta.”

“Vi estas nur iluzio” mi diris “vi ne povas trompi min”.

“Mi estas iluzio por vi,” diris Kandela “sed por ĉi ĉiuj mi estis ilia hologramo-diino. Pro respondi al via demando : en ĉi tiu planedo restis neniu”.

Ŝi denove ridetis. Mi estis iranta al la pordo por forlasi la halon kiam mi aŭdis malfortan voĉon citante tre konatan poemon. La versoj de Ŝekspiro (1) kvazaŭ estis reviviĝantaj. Mi  alpingliĝis en mia loko, kaj sentis, ke la sango en miaj vejnoj komencis frostiĝi.

Se vi pikos nin per pinglo, ĉu ni ne sangos?
Se vi tiklos nin, ĉu ni ne ridos?
Se vi venenos nin, ĉu ni ne mortos?
Kaj se vi traktos nin malbone, ĉu ni ne povos venĝi?

Ĉi tiu estis kvazaŭ proklamo de batalo. Mi trunigis miajn tremantajn okulojn al ŝi kaj demandis: “Kion vi volas diri?”

“Kiam vi forprenis nian stelon” diris Kandela: “vi ankaŭ forprenis nian energion por teleportado. Kaj vi ĉiujn en ĉi tiu planedo kondamnis al morto.”

“Diru al mi klare tion, kion vi volas diri!” mi diris ĉar mi komencis koleriĝi.

Ŝi prenis la ter-globon el la modelo de nia sun-sistemo en siaj manoj: “Sed estis io, kion vi ne scias; ĉi tiu planedo estas nur kolonia planedo. Krom ĉi tiu planedo ni vivas ankaŭ sur dek du aliaj polveroj,” ŝi diris.

Mi kvazaŭ sentis min falanta en mia loko mi estis staranta “Do, kio…”

Ŝi diris nenion sed ĉifoje estis amara rideto en ŝia vizaĝo. Ĉifoje ŝi citis versojn de Nazim Hikmet (2)  :

Aŭ ni al mortaj steloj alportos vivon,
aŭ la morto venos suben al nia mondo.

Ŝi forĵetis la terglobon sur la planko. Mi vidis la malamon en ŝiaj okuloj. Mi tremante kiel strangulo en unu angulo de la halo, ŝi forŝiris unu haron el ŝia hararo kej tenis ĝin inter siaj du fingroj. Sen turniĝante ŝiajn okulojn, kiuj estis fiksitaj sur mia vizaĝo, ŝi forlasis la haron el siaj fingroj, sur la terglobeton, kiu kuŝis sur la planko. Mi sekvis ĝian falon, tiun ĉi kvazaŭ senfinan falon. Poste, mi aŭdis anoncon el mia radioaparato:

“Ĉi tie estas la Kolonio de Marso, mi alparolas el la Ruĝa Valo. Mi sciigas al ĉiujn, kiuj aŭdas mian voĉon. Al nia Tero oni teleportis nukleajn armilojn, kies origino ne estas konata. Nia perdo estas tre granda. La Tero falis. Mi ripetas. Nia Tero falis!”

Mi provis digesti la novaĵon. Ĉu ni eble komencis mortigan nuklean militon senscie? Ĉu ni eble komencis kosman venĝadon?

La virino, lasis alian haron sur la terglobon. Poste unu alian, ankaŭ unu alian… Mi estis senespera kaj senpova por reagi al io ajn. Mi sidiĝis tie silente kaj rigardis al la formata pilko el ruĝaj kaj flavaj haroj sur nia Terglobo…

Abdulkadir Doganaj
Unua premio de mallongaj rakontoj en la
“1-a Konkurso de Loka Sciencfikcio Leviĝas”

_________
(1) Ŝekspiro : Angla poeto kaj dramisto (W. Shakespeare, 1564-1616).
(2) Nazim Hikmet : Fama turka poeto (Nazım Hikmet Ran, 1902-1963).

Bildo desegnita de Sezai Ozden

Fonto: Bilimkurgu Öykü Seçkisi 2018 – Yerli Bilimkurgu Yükseliyor , p.235-237
Fonto: 
Yerli Bilim Kurgu Yükseliyor, #1, majo 2017, p.18-20
http://yerlibilimkurguyukseliyor.com/wp-content/uploads/2017/06/YBKY_MAYIS.pdf

Turka Stelo – jarkolekto 2019

Dergimizin eski sayılarını indirmek için lütfen aşağıdaki linklere tıkladıktan sonra açılacak sayfanın orta kısmındaki “download through your browser” butonuna tıklayınız.

Dergimiz ücretsiz ve herkese açık, ancak bize e-posta adresinizi yollarsanız her ay başında dergi mesaj kutunuza otomatik gelecektir. Bu şekilde biz de okuyucu sayımızı bilmiş olacağız gerektiğinde sizlere toplu mesaĵ ile anons yapabileceğiz.


Por elŝuti la malnovajn numerojn de nia revueto bonvolu alklaki sur la ligilojn suben kaj poste en la malfermita retpaĝo alklaki sur “download through your browser” butonon en la mezo de la ekrano.

Nia revueto estas senpaga kaj malfermita al ĉiuj, sed se vi sendos al ni vian retpoŝt-adreson ni sendos la revueton en la komenco de ĉiu monato al via leterkesto aŭtomate. Tiel ni scios la nombron de niaj legantoj kaj ni ankaŭ povos sendi anonc-mesaĝojn al la tuta grupo.


Clip art - pdf
Clip art - epub
_Logo mobi
2019.01 :#37 pdf#37 ePub#37 mobi
2019.02 : #38 pdf#38 ePub#38 mobi
2019.03 :
2019.04 :
2019.05 :
2019.06 :
2019.07 :
2019.08 :
2019.09 : 
2019.10 :
2019.11 :
2019.12 :
Indekso :

SON DERGİYİ ONLINE OKUYUN
(Lütfen resim üzerine tıklayınız)

LEGU LA LASTAN NUMERON RETE
(Bonvolu klaki sur la bildo)


TS jarkolekto 2018

2018 yılı koleksyonu / Kolekto de la jaro 2018

Yeni web “Esperanto Sözlüğü”müz hakkında / Pri nia nova reta “Esperanto Vortaro”

Türk esperantistlerin artık yeni bir Esperanto-Türkçe sözlüğü var. Arkadaşımız Ege Madra şahsi programlama çabaları ile son derece modern bir web sözlük uygulaması oluşturdu. Sözlük içeriği basit olsa da bugüne kadar en kapsamlı sözlük olarak düşünülebilir 1. Gene web ortamında bulunan PIV sözlüğüne 2  göre sözlüğümüz oldukça dar kapsamlı ancak geliştirilmeğe müsait. Sözlük şu anda 6,000 civarında Eo->Tr yönünde kelime içermektedir. Bu 6,000 kelime ile kişi ileri bir seviyeye gelebilir. O noktadan itibaren ise PIV sözlüğünü kullanmaya başlayabilir. Ancak Tr->Eo kısmını doldurup zenginleştirdiğimizde Esperanto diline kaliteli tercümeler yapmak için ekstra bir imkanımız daha olacaktır. Bu henüz beklemekte olan bir iş.

Sözlüğümüzün bazı özellikleri aşağıdadır.

Normal kullanıcı açısından baktığımızda:

1) Sözlük hem Eo->Tr hem Tr->Eo imkanı sunuyor. Şu anda Tr->Eo kısmı boş gibi ve bunun doldurulması için ek çalışma yapılması gerekiyor.

2) Kelime araştırırken giriş yapılan ilk bir kaç harf ile başlayan içerideki kelimeler görüntüleniyor ve seçim yapılabiliyor.

3) Seçilen kelime görüntülendiğinde o köke dair diğer kelimeler de ekrana geliyor. Seçilen kelime ve anlamı yeşil fon ile işaretlenmektedir.

4) Fiilerde geçişli / geçişsiz özelliği bulunmaktadır.

5) “Okutman (Legasistanto)” imkanı ile herhangi bir metni bu ekrana kopyalayıp yapıştırarak oluşturulan metini okurken bilinmeyen kelime üzerine tıklayarak kelimenin Türkçe anlamına ulaşmak mümkün. Metni anlamak için sözlük karıştırmanıza gerek yok.

Sözlüğü geliştiren editörler tarafından baktığımızda:

1) Bu kısma şifre ile girilebilmekte.

2) En son yapılan güncellemelerden 40 tanesi detaylı olarak izlenebilemekte.

3) “Detaylı arama” ekranı ile kimin neyi, nasıl ne zaman girdiğini görülebilir, eksikler tespit edilebilir.

4) “Yeni Madde” ekleme ekranı ile doğrudan ve hızlı şekilde yeni kelime eklenebilmektedir. Ekleme yaparken PIV’e doğrudan ulaşım imkanı da mevcuttur.

5) “Metin Girişi” denilen ekrana hazır bir metni kopyala yapıştır ile verdiğimizde sözlükte olan ve olmayan kelimeleri otomatik olarak tespit edebilmekteyiz.

6) “Ters Yüz” denen ekran aracılığı ile Eo->Tr tarafından rastgele kelimeler seçip bunları düzenleyip Tr->Eo tarafına aktarabiliyoruz.

7) Sözlük ile ilgili istatistikler alınabiliyor.

Sözlük bağlantısı: https://tr-vortaro.info/

Lütfen “sık kullanılan sayfalar” listesine ekleyin.

_____
1 Bu noktada en son Esperanto Derneğinin başkanı Hayrettin Dural’in bitirmeye çalıştığı “Esperanto-Türkçe Büyük Sözlük” çalışmasını anmadan geçemeyiz. Ne yazık ki Hayrettin Dural bu çalışmayı tamamlayamadan vefat etmiştir. Geliştirmeye çalıştığı sözlük son derece kapsamlı bir sözlüktü. Vefatından sonra sözlüğü onun anısına kızı şeklen düzenleyip sınırlı sayıda bastırdı ancak sözlük kullanılabilmesi için çok fazla düzenlemeler, düzeltmeler ve uzun süreli bir çalışma gerektirmektedir.
2 http://vortaro.net/


La turkaj esperantistoj nun posedas novan “Esperanto-Turka” vortaron. Nia samideano Ege Madra pere de siaj propraj program-klopodoj realigis aplikaĵon pri nova kaj moderna vortaro. La enhavo de la vortaro estas simpla sed oni povas taksi ĝin kiel la plej ampleksa vortaro kreita ĝis nun 1.  La amplekso de nia vortaro kompare kun la ankaŭ reta PIV vortaro 2  estas limigita sed ĝi provizas la eblecon esti plibonigita. La vortaro nun enhavas ĉirkaŭ 6,000 vortoj . Tiuj 6,000 vortoj povas venigi la turkan lernanton al sufiĉe alta nivelo. Post tiu punkto la lernanto povas uzi la retan vortaron de PIV. Tamen, kiam ni plenigos kaj riĉigos la Tr->Eo parton, tiam la turka esperantisto fariĝos kapabla fari bonkvalitajn tradukaĵojn al Esperanto. Ĉi tiu estas tasko kiu ankoraŭ atendas laboron.

Kelkaj ecoj de nia vortaro estas la jenaj.

El la vidpunkto de la normala uzanto:

1) La vortaro funkcias aambaŭdirekte, kaj Eo->Tr kaj Tr->Eo. Nuntempe la Tr->Eo  flanko estas preskaŭ malplena kaj pro tio oni devas fari aldonan laboron.

2) Enirante literojn por serĉi vorton la vortaro montras vortojn, kiuj komencas per tiuj literoj kaj la uzanto povas elekti el ili.

3) La elektita vorto estas montrita sur la ekrano kune kun la aliaj vortoj rilataj al la sama radiko. La elektita vorto kaj ĝia signifo estas montrita sur verda fono.

4) La verboj ankaŭ havas la transitivan / netransitivan karakteron en la signifo.

5) “Legasistanto” estas funkcio, kiu ebligas la lernanton kopii kaj alglui en ĝi tekston kaj tiam la teksto estas tranformita en tia formo ke klakanta sur iu ajn vorton, ties signifo estas montrita sur la ekrano. Do ne estas bezono trafoliumi vortaron por kompreni la tekston.

El la vidpunkto de la vortaro-redaktistoj:

1) Oni uzas paskodon por eniri en tiu parto.

2) La 40 lastaj ĝustigoj en la vortaro estas detale kaj otomate videblaj.

3) Uzante la eblecon de “Detala Serĉo” oni povas spekti kiu, kion, kaj kiam enigis vortojn  en la vortaro kaj tiel detekti mankojn kaj malĝustajn punktojn en la vortaro.

4) Oni povas rekte kaj rapide enigi vortojn per la “Nova Vorto” ekrano. Kompostante la tekston oni povas ankaŭ atingi la signifon en vortaro PIV.

5) La ekrano “Enigi Tekston” provizas la eblecon al la redaktanto kopii en ĝi tekston kaj la vortaro tiam montras liston de la jam eksistantaj aŭ ne ekzistantaj vortoj en la vortaro.

6) La ekrano “Inversilo” provizas la eblecon aŭtomate montri vortojn el la Eo->Tr parto kaj ebligi la redaktanton enigi ilin rapide en la Tr->Eo flanko.

7) Estas la ebleco montri statistikojn el la vortaro.

La ligilo al la vortaro estas : https://tr-vortaro.info/

Bonvolu aldoni la ligilon en via listo de “ofte uzataj paĝoj”

_____
1 En tiu punkto ni devas mencii la verkon “Esperanto-Turka Granda Vortaro” de Hayrettin Dural, la prezidanto de la lasta Esperanto Asocio. Tamen Hayrettin Dural forpasis antaŭ ol li sukcesis kompletigi tiun verkon.  La vortaro, li provis krei, estas tre ampleksa verko. Post lia forpaso, lia filino pibonigis ĝian aspekton kaj presigis malmultan nombron da kopioj omaĝe al sia patro sed la vortaro bezonas gravan redaktadon kaj ĝustigon, kiun oni povas realigi nur per longdaŭra laboro.
2 http://vortaro.net/

Tanıtım Yazısı

Zamenhof Günü / Esperanto Kitap Günü’nün Kutlanması

Zamenhof Günü / Esperanto Kitap Günü’nün Kutlanması

15 Aralık 2018 Cumartesi günü Istanbul Kadıköy’de Zamenhof Günü / Esperanto Kitap Günü tam günlük bir etkinlik ile kutlandı. Etkinliğe en az yarısı henüz Esperanto’yu yeni duymuş kişilerden meydana gelen toplan 25 kişi katıldı. Etkinliğin sabahki programında Türkçe dilinde Esperanto’nun ne olduğu anlatıldı ayrıca Unua Libro’daki 16 dilbilgisi kuralı üzerinden dile bir giriş yapıldı. Gelen video kutlama mesajları izlendi. Öğleden sonra ise çoğunlukla Esperanto dilinde kısa kısa bir çok sunum yapıldı:

* Esperanto için neler yapıyoruz
* Esperanto ile neler yaptım
* Türkiye’de yapılmış MONA toplantıları
* Nasıl esperantist oldum
* Esperanto’yu nasıl öğrendim
* Esperanto’nun üç epik şiiri (destanı)
* Yapay diller

Ayrıca yerel Gazete Kadıköy baskılı gazetesinde de bir röportaj yayınlamayı başardık. Aynı gazetenin web sayfasındaki röportaja şu bağlantıdan ulaşabilirsiniz:
http://www.gazetekadikoy.com.tr/yasam/irksiz-cinsiyetsiz-bir-dil-esperanto-h13397.html

—–

Festo de Zamenhof Tago / Esperanto Libro Tago en Turkujo

En la 15-a de decembro sabate en Turkujo (en Kadikoy distrikto de Istanbulo) ni festis la Zamenhof Tagon aŭ Esperanto Libro Tagon pere de tuttaga kunveno. En la kunveno partoprenis 25 homoj kaj almenaŭ duono de ili estis homoj kiuj jam aŭdis pri Esperanto. Antaŭtagmeze oni prezentis en turka lingvo la historion de Esperanto kaj oni faris enkondukon al la lingvo surbaze de la 16 reguloj kiuj troviĝas en la Unua Libro. Oni ankaŭ spektis la video-gratulmesaĝojn kiuj venis el diversaj landoj por nia festo. Posttagmeze oni faris mallongajn prezentojn ĝenerale en Esperanto lingvo:

* Kion ni faras POR Esperanto
* Kion mi faris PER Esperanto
* Mezorientaj Kunvenoj en Turkujo
* Kiel mi fariĝis esperantisto
* Kiel mi lernis Esperanton
* La tri Epopeoj de Esperantujo
* Artefaritaj Lingvoj

Ni ankaŭ sukcesis aperigi artikolon pri Esperanto en papera loka gazeto. Jen ligilo al la reta blogaĵo de tiu artikolo en la blogretejo de la gazeto:
http://www.gazetekadikoy.com.tr/yasam/irksiz-cinsiyetsiz-bir-dil-esperanto-h13397.html

kompozit

Irksız, cinsiyetsiz bir dil: “Esperanto”

Gazete Kadıköy 14-21 Aralık 2018 sayısında Sn. Alper Kaan Yurdakul ile gerçekleştirdiğimiz röportajı aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz:

Gazetenin ilgili sayısına ulaşmak için:
http://www.gazetekadikoy.com.tr/images/dosyalarim/967_sayipdf__a5c74.pdf

Röportajı Gazete Kadıköy web sayfasında okumak için: http://www.gazetekadikoy.com.tr/yasam/irksiz-cinsiyetsiz-bir-dil-esperanto-h13397.html

Röportajın bir kopyası aşağıda:


IRKSIZ, CİNSİYETSİZ BİR DİL: “ESPERANTO”

Dünyada en çok konuşulan yapay dil olan Esperanto dilini konuşan Esperantistler Kadıköy’de buluşuyor

Lehçe, Rusça, Yidiş gibi farklı diller konuşulan bir coğrafyada dünyaya gelen Polonyalı göz doktoru Ludwik Lejzer Zamenhof, insanların birbirleriyle anlaşmalarını kolaylaştırmak için hiç değişmeyen ve istisnası olmayan 16 ana kurala dayalı bir dil icat etti. Esperanto zaman içerisinde bütün dünyaya yayıldı ve yıllar içerisinde dünyada en çok konuşulan yapay dil haline geldi.

Dünyanın “sıkıntılı” yıllarından esperantistler de payını aldı. 1930’lardan sonra Adolf Hitler birçok Esperanto konuşanını milliyetçilik karşıtı oldukları gerekçesiyle öldürttü. Hitler, Zamenhof’un Yahudi olmasından dolayı Esperanto kullanımını yasaklamıştı ve Esperantonun dünyanın farklı yerlerine dağılmış, farklı dilleri konuşan Yahudileri biraraya getirmek için üretilmiş olduğunu düşünüyordu.

Hala dünyada iki milyon kişinin konuştuğu, herhangi bir ırka ait olmayan, cinsiyet çekimlerinin bulunmadığı ırksız ve cinsiyetsiz bu dili Türkiye’de de konuşan birçok insan bulunuyor. Vasıl Kadifeli de bunlardan biri. “Esperanto dilini tanıtmak. Esperanto öğrenmekte olanların da biraraya gelip kaynaşmasını sağlamak, öğrendikleri dili bir nebze de olsa kullanmalarına şans tanımak” amacıyla Kadıköy’de gerçekleşecek bir buluşma öncesi Kadifeli ile Esperanto’yu konuştuk.

“AYAKTA KALAN TEK YAPAY DİL…”

Kendinizden bahseder misiniz? 

Merhaba adım Vasil Kadifeli, 59 yaşındayım ve şu anda emekliyim. Eskiden bilgisayar programcısı idim. Boğaziçi Üniversitesi İşletme lisans ve Bilgisayar Mühendisliği yüksek lisans mezunuyum. Büyük bankalarda uzun süre yazılım geliştirme kısmında çalıştım.

Esperanto ile nasıl tanıştınız? Neden ilginizi çekti? 

Emekli olduktan sonra bir süre resim yaptım, sonra bir gün, 2012 yılı Temmuz ayı idi, internette şans eseri Esperanto dili ile karşılaştım, meraktan öğrenmeye başladım. Bugün ise bu dilin adeta müptelası olmuş durumdayım diyebilirim. Bir başka neden ise, bugüne kadar geliştirilmiş yapay dillerden çok farklı olarak Esperanto doğru bir şekilde tasarlanmış bir dil ve bundan dolayı da bugün tahminlere göre dünyada 2 milyon kadar kişi tarafından konuşuluyor. Tabi bu kişiler değişik seviyelerde bu dili konuşuyor. Bugüne kadar bu dille tanışıp evlenmiş kişilerin çocukları anadilleri Esperanto olarak büyümüşler. Bunların sayısı tahminen bine yakın bir sayıda.

Ayrıca Esperanto’nun arkasında bu 131 yıl boyunca oldukça geniş bir kültür oluşmuş. 50 bine yakın Esperanto dilinde kitap yayınlandı, bunların 15 bin kadarı orijinal, gerisi çeviri. Geniş bir müzik repertuvarı var. Bu kültürün içinde internet radyoları, filmler, tiyatro oyunları, hatta bir operet bile yer alıyor. Yapay diller Sümerlerdeki Emesal dilinden, Osmanlıdaki Baleybelen diline ve Klingonca’ya kadar çok geniş bir yelpazede. Bugün Türkiye’de bile benim bildiğim kadarıyla iki kişi birer yapay dil geliştiriyor. Ama bugüne kadar tek biri ayakta kalmış o da Esperanto dili.

BARIŞ FELSEFESİNİ BARINDIRIYOR

Esperanto nasıl bir dil?

Esperanto dili çok kolay öğrenilebilen, yapay bir dil olmasına rağmen doğal dediğimiz dillerden çok daha esnek, kıvrak ve düşünceleri ifade etmekte bir o kadar daha fazla imkân sağlayan bir dil. O kadar kolay ki kısa sürede öğreneni ödüllendiriyor. Kişi bir ay içinde konuşmaya başlıyor ve bu dili konuşmanın tadını çıkarmaya başlıyor. Esperanto aynı zamanda barış için, değişik kültür ve milletlerden insanların tarafsız bir dil sayesinde anlaşmaları için tasarlanmış bir dil. Dolayısıyla içinde bir barış felsefesi de barındırıyor.

“O KADAR KOLAY Kİ…

 Esperanto’nun tarihinden bahseder misiniz? 

Esperanto 1887 yılının Temmuz ayında Polonyalı Yahudi göz doktoru Ludwig Lazar Zamenhof tarafından tasarımına harcadığı uzun süreler sonucunda dünyaya bir broşür ile tanıtıldı. Broşürlerden birisi de Tolstoy’a ulaşmıştı. Tolstoy iki hafta sonra “dil o kadar kolay ki metinleri anlamaya başladım ancak henüz konuşamıyorum” demişti.

Kısa sürede dil tüm Avrupa’ya yayıldı, her tarafta dernekler, topluluklar oluştu. 1904 yılında Fransa’nın sahil kasabası Boulogne-sur-Mer’de bir kongre düzenlendi. Kongreye o zamanın dünyasından 600 kadar kişi katıldı ve bu kişiler biraraya gelir gelmez birbirleriyle bu dille çok rahat şekilde konuşmaya başlamışlardı. Daha sonraları bu kongreler Avrupa’dan ABD’ye kadar senede bir tekrarlanmış. Kongreler serisi birinci ve ikinci dünya savaşlarında zorunlu olarak kesintiye uğramış. Bu sene Temmuz ayında Portekizin başkenti Lizbon’da 103. Uluslararası Esperanto Kongresi düzenlendi.

Türkiye’de de ilk Esperanto Derneği 1905 yılında kurulmuş, daha sonra 1920’lerde ikinci bir dernek, ikinci dünya savaşından önce üçüncü bir dernek ve en son 1970’lerin ortalarından 2003 yılına kadar da iyi kotu giden dördüncü dernek faaliyet gösterdi. Son derneğin kurucusu emekli Albay Hayrettin Dural idi. Gene de bu dernekler hakkında elimizde çok fazla bilgi bulunmuyor.

“EŞİTSİZLİĞİ ORTADAN KALDIRIYOR”

Esperanto’nun neden bir dünya dili olması gerektiğini düşünüyorsunuz? 

Bugün dünya, İngilizce dili ile anlaşmaya çalışıyor, bir yüzyıl kadar önce İngilizcenin yerinde Fransızca vardı. Ancak İngilizce nispeten kolay bir dil olmasına rağmen bugün ülkemizdeki dil sorununun ne kadar büyük olduğu her alanda belli oluyor. Üstelik İngilizce başka birilerinin dili ve bu birilerine de bu dili öğrenmek için her sene milyonlarca dolar kaynak aktarılıyor. Ayrıca bu birileri ile dünyada karşı karşıya geldiğimiz her yerde iletişime yenik başlıyoruz. Bizler İngilizce öğrenip bilimsel araştırmalarımızı uluslararası alanda sunup savunacağımız zaman hep yenik durumda oluyoruz. Hâlbuki Esperanto gibi tarafsız bir dille hepimiz eşit seviyede olacağız, bizler dil öğrenmek için yıllarca çabalarken bu şanslı diğerleri bilimsel araştırmalarına zaman ayırıyor olmayacaklar.

Azınlıkların en büyük problemlerinden biri olan “egemen dil” meselesine de bir çözüm aslında.

Esperanto’nun merkezi bugün Rotterdam’da bulunan UEA (Universala Esperanto Asocio) organizasyonu. UEA bir devlet olmamasına rağmen bugün Birleşmiş Milletlerin Cenevre’deki binasında bir ofise sahip ve azınlık dil hakları konusundaki BM toplantılarına müdahil olarak katılmakta fikir beyan ediyor.

BM ve Unesco her bireyin dört seviyeli bir dil hakkına sahip olduğunu düşünmekte ve UEA da bunu aynen destekliyor. Kişi her şeyden önce ana dilini bilmeli, sonra yaşadığı bölgenin varsa ayrı bir dili onu öğrenme şansına sahip olmalı, ardından yaşadığı ülkenin ulusal dilini öğrenebilmeli ve son olarak da uluslararası alanda anlaşabileceği uluslararası bir dili öğrenme şansına sahip olmalıdır. İşte bu son dilin yerinde Esperanto’nun olması gerektiğini düşünüyoruz. UEA gerek BM’deki toplantılarda gerek de kendi felsefesi içinde kişinin bu dört seviyeli dil hakkına destek veriyor.

Günümüzde dünyada durumu nedir Esperanto’nun?

Bugün İslam ülkelerinde İran’da çok köklü bir Esperanto geçmişi var. Ortadoğu’da belki bundan sonraki ülke Türkiye olacak. Diğer İslam ülkeleri Esperanto’ya gereken önemi vermiyor. Ancak Çin, Japonya, Kore, eski doğu bloğu ülkeleri ve özellikle de Brezilya’da bu konuda çok önemli bir hareket var. Mesela bu sene Çin Zhaozouhan Üniversitesinde Esperanto Edebiyatı Fakültesi açıldı. Dünyanın başka ülkelerindeki üniversitelerde de birçok Esperanto programı bulunuyor.

ESPERANTİSTLER KADIKÖY’DE BULUŞUYOR

Kadıköy’de gerçekleşecek olan toplantıdan bahseder misiniz? 

Işık ve Gölge Okuma Evi’nde 15 Aralık Cumartesi günü saat 10.00’da buluşuyoruz. Toplantıda amaçladığımız 15 Aralık Zamenhof Günü’nde veya başka bir deyiş ile Esperanto Kitap Günü’nde biraraya gelmek, Esperanto bilmeyenlere Esperanto dilini tanıtmak. Esperanto öğrenmekte olanların da biraraya gelip kaynaşmasını sağlamak, öğrendikleri dili bir nebze de olsa kullanmalarına şans tanımak. Günün ilk yarısında Türkçe olarak Esperanto tarihi ve Esperanto diline hızlı bir giriş yapılacak. İkinci yarısında ise kısa kısa Esperanto dilinde sunumlar olacak.

Davetiye – 15 Aralık 2018

20181215 - Esperanto tago

Ücretsiz Esperanto Kursu

Yeni “Ücretsiz Esperanto Kursu”muz, ELNA yani “Esperanto League for North America”nın İngiltere’de geliştirilmiş bir kurstan yola çıkarak hazırladığı mektup ile öğrenme formatındaki kursundan Türkçe’ye çevrilmiş şeklidir.

Kurs içeriğinde :

  • 10 ders
  • Sözlük
  • Alıştırmalar
  • Alıştırma cevap anahtarı
  • Kursun 77 sayfalık indirebileceğiniz pdf dosyası
  • Kursu tamamladığınıza dair sertifika 

mevcuttur.

Kurs, Esperanto dilini belli ama oldukça yeterli bir yere kadar öğretmektedir.

İki seçeneğiniz var:

  1. Kursu kendi kendinize çalışabilirsiniz çünkü alıştırmaların cevap anahtarı ve sözlük sizler için hazırlandı.
  2. İsterseniz iletişim sayfasından bizimle kontak kurun size bir öğretmen (mentor) atayalım ve her bir dersi çalıştıktan sonra yapacağınız alıştırmaları mentor’unuza e-posta ile gönderin, mentor’unuz düzeltmeleri ve tavsiyeleri yazıp size geri göndersin. Ayrıca istediğiniz dil sorularını da sorabilirsiniz. Bu durumda kurs sonucunda size bir sertifika da gönderilecektir.

Kurs için bağlantı: https://esperantokursu.wordpress.com/

EsperantoKursuBanne-kucukr

103. UK için Unesco mesajı

103UK

28 Temmuz – 4 Ağustos tarihleri arasında Portekizin başkenti Lizbon’da gerçekleşen 103. Uluslararası Esperanto Kongresine (UK) 75 ğlkeden 1.525 kişi katıldı. Kongrenin açılışına Unesco Genel Sekreteri sn. Audrey AZOULAY aşağıdaki mesajı gönderdi.

 

 

 

 


turka | tr | Türkçe

29 Temmuz 2018, Lizbon’da gerçekleşen
103. Uluslararası Esperanto Kongresi

için Unesco Genel Direktörü
bn. Audrey AZOULAY’ın mesajı

azoulayUluslararası Esperanto Birliğinin gerçekleştirdiği 103. Uluslararası Kongre’ye bu
destekleyici kelimeleri göndermekten dolayı mutluluk duyuyorum.

İber yarımadasının en batısında bulunan, değişik kültürlerin kesişme yolu üzerinde kurulmuş olan, büyük bir tarihe sahip, ve dünyaya açık, güzel şehir Lizbon’da bir araya gelmiş olmaktan dolayı şanlısınız.

Bu olağanüstü çerçevenin sizlere verimli bilgi alışverinde ilham kaynağı olacağından  dolayı hiç şüphem yok.

Bildiğiniz gibi Unesco uzun yıllardan beri Esperanto eğitimini desteklemektedir.
Organizasyonumuzun, Esperanto hareketi ile ortak değerleri paylaşıyor olduğu bir
gerçektir: barışçıl bir dünyanın kurulmasına dair umut, halklar arasında birlikte ahenkli
bir yaşam, kültür farklılıklarına saygı, sınırlar ötesi dayanışma.

Bu değerleri biribirine bağlayan şey dialog kurabilme yetisi, dinleme ve iletişimdir.
Diller, yani bu dialogu mümkün kılan vektör, gerçekleştirmemiz gereken ve
değerlerimizi de korumamız için gerekli olan bu amaca ulaşmanın, temel özünü
oluşturmaktadırlar.

Dilleri, ve özellikle de bildiğimiz gibi her iki haftada bir dilin yok olduğu nadir dilleri, yerel dilleri savunmak zorundayız – bu insanlık mirası için tamir edilemez bir kayıptır.
Eğitimde de çok dilliliği, sadece yeterli kamu politikaları ile değil, aynı zamanda
internetin sanal alanında da savunmalıyız, böylece tüm insan grupları dilsel ve kültürel
çeşitliliğini yaşamaya devam edebilecek; böylece herkes temel etnisitesinin sembolik
kaynaklarından kendi tarihini, kimliklerini çıkarıp öğrenebilecektir.

Buna kendini adama aynı zamanda sizin de görevinizdir.

Çünkü Esperanto dünyada kullanılmakta olan yüksek sayıdaki dilleri yok etmek
istemediğinden; tam tersi tüm dillere, ister azınlık ister çoğunluk olsun, saygılı olan bir
araç sunmaktadır, ve ekonomik, politik ve kültür hegemonyasından bağımsız olarak bir
dili kullanan insan gruplarının varlığını sağlamaya çalışmaktadır.

Esperanto konuşmak, diğer bağlantılardan uzaklaşmadan, kozmopolitik bilinç
düzeyine yükselmek, dünya vatandaşı olmak demektir.

Bu seneki kongrenizin seçili teması : “Kültürler, diller, globalleşme: şimdi nereye?”

Seçilmiş olan yön kesinlikle sizin Hareketiniz ve bizim Organizasyonumuzun uzun yıllar
boyunca gösterdiği şeydir: manevi insan mirasının: yani dillerin; bu önemli kısmını
kurtarma ve yaşatmaya çalışma konusuna daha fazla dahil olmak, dil çeşitliliğini
savunmak ve çok dilli eğitimi teşvik etmektir.

Bu şekilde, daha açık, daha fazla katılımcı ve barışçı bir dünya kurmayı başaracağız.
Ünlü ve bilinen dergimiz Unesco Courier ‘in de sloganı “Çok sesler, tek bir dünya” dır.
Sizlerinde bizlerinde ortak bu idealimizin tercümesi, kısa süre öncesinden beri
Esperanto dilinde de yayınlanmakta olan dergimiz “Unesko-Kuriero”nun üzerinde yazılı
olduğu gibi : “Multaj voĉoj, unu mondo”dur.

Son olarak, Kongrenizin başarısına, Unesco adına, yürekten iyi dileklerimi ifade etmek
istiyorum.

Audrey Azoulay
Unesco Genel Direktörü

– – –
El la Esperanto versio en la turkan tradukis Vasil Kadifeli, Turkujo.
Esperanto sürümünden Türkçeye çeviren Vasil Kadifeli, Türkiye.
Originalo franca: Message de Audrey AZOULAY, Directrice générale de l’UNESCO, à
l’occasion du Congrès mondial de l’association universelle d’Esperanto, Lisbonne, 29 juillet 2018:
http://www.linguistic-rights.org/unesco/2018-29-07-LISBONNE-Congres-esperanto-VfinalAZOULAY.pdf 


Kaynak: http://www.linguistic-rights.org/unesco/unesko.html#UNESCO_103aUK

%d bloggers like this: